Türkiye’den Mikrobiyal Keratit Araştırması Uluslararası Bilim Dergisinde

Türkiye’de gerçekleştirilen beş yıllık araştırma, görmeyi tehdit edebilen mikrobiyal keratit vakalarının risk faktörlerini, enfeksiyona yol açan mikroorganizmaları ve tedavi sonuçlarını ortaya koydu. Bulgular, erken tanının ve bölgesel mikrobiyolojik verilerin önemine dikkat çekti.

Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Dünyagöz Hastanesi İzmir’den araştırmacıların imzasını taşıyan mikrobiyal keratit çalışması, uluslararası hakemli Journal of Ophthalmic Inflammation and Infection dergisinde yayımlandı.

Bağım Ayçin Çakır İnce, Önder Ayyıldız ve Gökhan Özge tarafından hazırlanan araştırmada, Türkiye’deki üçüncü basamak bir göz merkezinde 2020–2025 yılları arasında mikrobiyal keratit tanısıyla takip edilen 73 hastanın klinik kayıtları incelendi.

Çalışmada hastaların risk faktörleri, mikrobiyolojik kültür sonuçları, uygulanan tedaviler ve cerrahi müdahale gereksinimleri değerlendirildi.

Mikrobiyal Keratit Nedir?

Mikrobiyal keratit; bakteri, mantar veya bazı parazitlerin korneada enfeksiyona neden olmasıyla gelişen ciddi bir göz hastalığıdır. Gözün ön kısmındaki saydam tabaka olan korneanın etkilenmesi, görmede azalmaya ve ileri vakalarda göz bütünlüğünü tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir.

Gözde ağrı, kızarıklık, ışığa karşı hassasiyet, sulanma, akıntı ve görmede bulanıklık hastalığın belirtileri arasında yer alabilir. Özellikle belirtilerin hızla ilerlediği durumlarda vakit kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulması önem taşır.

En Sık Belirlenen Risk Faktörü Travma Oldu

Araştırmanın sonuçlarına göre göz travmaları, incelenen hastalarda en sık belirlenen hazırlayıcı risk faktörü oldu. Araştırmacılar bu sonucun, çalışmanın yürütüldüğü merkezin askerî personel ve travma hastalarının tedavisindeki rolüyle ilişkili olabileceğini belirtti.

Kontak lens kullanımı ikinci sırada yer alırken; kortikosteroid kullanımı, geçirilmiş herpes simpleks virüsü enfeksiyonu, bağışıklık sistemini etkileyen durumlar ve göz yüzeyinin açıkta kalmasıyla ilişkili problemler de risk faktörleri arasında gösterildi.

Bu bulgular, mikrobiyal keratit riskinin yalnızca kontak lens kullanıcılarıyla sınırlı olmadığını; travma, göz yüzeyi hastalıkları ve bağışıklık durumunun da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.

Kültürlerde En Sık Stafilokok Grubu Saptandı

Araştırmada hastalardan alınan örneklerin yüzde 58,9’unda kültür pozitifliği elde edildi. Kültürlerde en sık saptanan mikroorganizma grubu yüzde 36,9 ile Staphylococcus türleri oldu.

Bunu yüzde 21,7 ile Streptococcus, yüzde 11 ile Klebsiella ve yüzde 9 ile Pseudomonas aeruginosa izledi. Mantar kaynaklı enfeksiyonların oranı ise yüzde 4,3 olarak bildirildi.

Tür düzeyinde değerlendirildiğinde en sık belirlenen Gram pozitif mikroorganizma Staphylococcus epidermidis, en sık karşılaşılan Gram negatif mikroorganizma ise Klebsiella oxytoca oldu.

Araştırmacılar, mikrobiyal dağılımın coğrafi bölgeye, hasta profiline, travma ve kontak lens kullanımı gibi risk faktörlerine göre değişebileceğine dikkat çekti.

Hastaların Yüzde 65,8’i Topikal Tedaviyle İyileşti

Çalışmada hastaların yüzde 65,8’inde başlangıçta uygulanan topikal tedavinin ardından klinik iyileşme gözlendi. Ancak hastalığın ilerlediği 25 hastada kornea nakli, yeniden kornea nakli, vitrektomi veya diğer cerrahi yöntemlere ihtiyaç duyuldu.

Miyopi Artık Yalnızca Bir Kırma Kusuru Değil
Miyopi Artık Yalnızca Bir Kırma Kusuru Değil
İçeriği Görüntüle

Mikrobiyal keratitin göz içine ilerlemesiyle gelişebilen endoftalmi, yedi hastada görüldü. Bu sonuçlar, hastalığın bazı vakalarda hızlı ilerleyebileceğini ve yalnızca korneayı değil, gözün daha derin dokularını da etkileyebileceğini gösterdi.

Araştırmacılar, medikal tedaviye yanıt vermeyen ileri vakalarda kornea delinmesi veya enfeksiyonun çevre dokulara yayılması gerçekleşmeden cerrahi seçeneğinin değerlendirilmesinin prognoza katkı sağlayabileceğini bildirdi.

Bölgesel Veriler Tedavinin Planlanmasında Önemli

Çalışmada, başlangıç tedavisinin belirlenmesinde bölgesel olarak sık karşılaşılan mikroorganizmaların ve bunların ilaçlara duyarlılık özelliklerinin dikkate alınmasının önem taşıdığı belirtildi.

Bununla birlikte araştırmanın tek merkezde gerçekleştirilen, geriye dönük ve sınırlı sayıda hastayı kapsayan bir çalışma olması nedeniyle sonuçların Türkiye’deki bütün mikrobiyal keratit vakalarına doğrudan genellenemeyeceği unutulmamalı.

Araştırma, farklı bölgelerden daha geniş hasta gruplarının değerlendirileceği çok merkezli çalışmaların, Türkiye’ye özgü mikrobiyal dağılımın ve tedavi yaklaşımlarının daha ayrıntılı belirlenmesine katkı sağlayabileceğini gösteriyor.

Kontak Lens Hijyeni İhmal Edilmemeli

Kontak lens kullanıcılarının lenslerine dokunmadan önce ellerini yıkaması, lensleri önerilen süreden uzun kullanmaması ve lens kabı ile bakım solüsyonlarının hijyenine dikkat etmesi gerekiyor.

Kontak lensle uyumak, duş almak veya yüzmek de enfeksiyon riskini artırabileceğinden önerilmiyor. Gözde ağrı, belirgin kızarıklık, ışık hassasiyeti veya görmede azalma gelişmesi durumunda lens çıkarılmalı ve gecikmeden göz muayenesine başvurulmalı.

Mikrobiyal keratitte tedavi; enfeksiyonun nedenine, büyüklüğüne, korneadaki yerleşimine ve ilerleme düzeyine göre planlanıyor. Bu nedenle antibiyotikli veya kortizonlu göz damlalarının hekim değerlendirmesi olmadan kullanılması, tanıyı geciktirebileceği ve hastalığın seyrini ağırlaştırabileceği için risk taşıyor.