GÖZ KIZARIKLIĞINDA RASTGELE DAMLA KULLANMAYIN
Göz kızarıklığı çoğu zaman kuruluk, alerji veya çevresel tahrişle ilişkili olsa da ağrı, ışık hassasiyeti ve görme değişikliğiyle birlikte görülmesi daha ciddi bir göz probleminin işareti olabilir.
Gözde aniden ortaya çıkan kızarıklık, günlük yaşamda sık karşılaşılan göz yakınmalarından biridir. Uzun süre ekrana bakmak, kuru ve klimalı ortamlar, alerjenler, göz yüzeyinin tahriş olması veya enfeksiyonlar gözde kızarıklığa neden olabilir.
Ancak göz kızarıklığının her zaman basit bir yorgunluk belirtisi olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Murat Direl, göz kızarıklığında uygulanacak yaklaşımın öncelikle altta yatan nedene göre belirlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Göz Kızarıklığı Bir Hastalık Değil, Bulgudur
Gözün beyaz bölümünün üzerindeki küçük damarların genişlemesi veya belirginleşmesi, gözün kırmızı ya da kanlanmış görünmesine neden olabilir. Ancak bu görünüm tek başına belirli bir hastalığı göstermez.
Göz kuruluğu, alerjik veya enfeksiyöz konjonktivit, blefarit, çevresel tahriş, yabancı cisimler ve kontak lens kullanımına bağlı sorunlar kızarıklığa yol açabilir. Daha nadir olarak korneayı veya gözün daha derin yapılarını ilgilendiren bazı hastalıklarda da kızarıklık görülebilir.
Kızarıklığın tek gözde mi yoksa iki gözde mi bulunduğu ve beraberinde hangi yakınmaların görüldüğü, nedenin değerlendirilmesinde yol gösterici olabilir. Kaşıntı alerjik göz sorunlarında daha belirgin olabilirken akıntı ve çapaklanma bazı enfeksiyonlarda görülebilir. Bununla birlikte yalnızca belirtilere bakılarak kesin bir ayrım yapılması her zaman mümkün değildir.
Op. Dr. Murat Direl, “Göz kızarıklığı bir hastalık adı değil, farklı nedenlerle ortaya çıkabilen bir bulgudur. Bu nedenle yalnızca gözün ne kadar kırmızı göründüğüne değil; ağrı, akıntı, kaşıntı, ışık hassasiyeti ve görmede değişiklik gibi eşlik eden belirtilere de dikkat etmek gerekir.” diyor.

Önce Kızarıklığın Nedeni Belirlenmeli
Hafif tahriş, kuruluk veya alerjiyle ilişkili bazı durumlarda gözü ovuşturmamak, gözleri bir süre dinlendirmek ve tahriş edici çevresel etkenlerden uzaklaşmak yakınmaların azalmasına yardımcı olabilir.
Uygun durumlarda, göz yüzeyine temas ettirmeden kapalı göz kapaklarının üzerine uygulanan temiz ve soğuk kompres de rahatlama sağlayabilir. Göz kuruluğuyla ilişkili yakınmalarda ise hekim önerisi doğrultusunda uygun suni gözyaşı ürünlerinden yararlanılabilir.
Uzun süre ekran karşısında çalışan kişilerin düzenli aralar vermesi ve bilinçli olarak daha sık göz kırpması da göz yüzeyinin korunmasına katkı sağlayabilir.

Ancak evde uygulanan her yöntem, bütün göz kızarıklıkları için uygun olmayabilir.
Op. Dr. Murat Direl, “Kızarıklığın nedenini bilmeden rastgele göz damlası kullanmak doğru değildir. Bir kişiye daha önce verilmiş damlanın başka bir göz probleminde kullanılması veya yalnızca kızarıklığı azaltmak amacıyla ilaç seçilmesi altta yatan sorunun gözden kaçmasına neden olabilir.” uyarısında bulunuyor.
Göze Çay Pansumanı Yapılmalı mı?
Göz kızarıklığında internette sık karşılaşılan önerilerden biri, çay poşeti veya farklı bitkisel ürünlerin göz üzerine uygulanmasıdır. Ancak göz yüzeyi hassas bir yapıya sahip olduğu için göze uygulanmak üzere hazırlanmamış ürünlerin doğrudan gözle temas ettirilmesi uygun değildir.
Evde hazırlanan çay ve bitkisel karışımların içeriği ile hijyen koşulları kontrol edilemediği için bu uygulamalar tahriş veya enfeksiyon riski oluşturabilir.
Rahatlama amacıyla soğuk kompres uygulanacaksa bitkisel ürünler yerine temiz ve soğuk suyla ıslatılmış temiz bir bez kullanılabilir. Kompres doğrudan göz yüzeyine değil, kapalı göz kapaklarının üzerine uygulanmalıdır.

Enfeksiyon Şüphesinde Hijyene Dikkat
Göz kızarıklığına akıntı ve çapaklanmanın eşlik ettiği bazı enfeksiyonlarda hijyen önlemleri önem taşır.
Ellerin gözlerle temasından mümkün olduğunca kaçınılması, ellerin düzenli olarak yıkanması ve havlu gibi kişisel eşyaların ortak kullanılmaması bulaş riskinin azaltılmasına yardımcı olabilir.
Kontak Lens Kullanıcıları Kızarıklığı Önemsemeli
Kontak lens kullanırken kızarıklık, batma veya ağrı gelişmesi durumunda lens çıkarılmalıdır. Yakınmalar devam ediyorsa veya görmede değişiklik yaşanıyorsa göz hekimi değerlendirmesi yapılmadan kontak lens kullanımına yeniden başlanmamalıdır.
Kontak lens kullanan bir kişide kızarıklığa ağrı, ışık hassasiyeti veya görmede azalma eşlik etmesi, korneayı ilgilendiren enfeksiyonlar gibi daha ciddi durumların dışlanmasını gerektirebilir.
Bu nedenle ağrılı ve kızarık gözün yalnızca kontak lensin gözü yormasına bağlanmaması önem taşıyor.

Her Göz Damlası Aynı Değil
Gözün kırmızı görünümünü kısa süreli olarak azaltmak amacıyla kullanılan bazı damlalar, kızarıklığın altında yatan nedeni tedavi etmez.
Antibiyotikli veya kortizon içeren göz damlalarının da hekim değerlendirmesi olmadan kullanılması uygun değildir. Alerjik, bakteriyel ve viral göz sorunlarının tedavileri birbirinden farklı olduğu için kullanılacak ürünün belirlenebilmesi öncelikle kızarıklığın nedeninin anlaşılmasına bağlıdır.
Başka bir kişiye reçete edilen veya geçmişte farklı bir göz problemi için kullanılan damlaların yeniden kullanılması da doğru değildir.

Bu Belirtiler Varsa Gecikmeyin
Göz kızarıklığına aşağıdaki belirtilerin eşlik etmesi durumunda tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir:
-
Belirgin veya şiddetli göz ağrısı
-
Işığa karşı hassasiyet
-
Görmede azalma veya yeni gelişen bulanıklık
-
Şiddetli baş ağrısı ve bulantı
-
Göz bebeğinin görünümünde değişiklik
-
Gözde yabancı cisim bulunması
-
Travma sonrasında gelişen kızarıklık
-
Kontak lens kullanırken gelişen ağrılı kırmızı göz
Göze kimyasal bir madde temas etmesi durumunda göz bekletilmeden bol miktarda temiz suyla yıkanmalı ve tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.
Op. Dr. Murat Direl, “Göz kızarıklığında amaç yalnızca kırmızı görüntüyü ortadan kaldırmak olmamalıdır. Özellikle ağrı, ışık hassasiyeti veya görme değişikliği varsa öncelikle bu tabloya neyin yol açtığının belirlenmesi gerekir.” diyerek sözlerini tamamlıyor.




