Bağışıklık Sistemi Gözleri de Hedef Alabiliyor

Vücudu enfeksiyonlara karşı koruyan bağışıklık sistemi, bazı durumlarda kendi dokularına yönelerek gözlerde iltihaplanmaya ve görme sorunlarına neden olabiliyor. Uzmanlar; göz ağrısı, kızarıklık, ışık hassasiyeti ve ani görme değişikliklerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtiyor.

Vücudun savunma mekanizması olan bağışıklık sistemi, normal koşullarda enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı koruma sağlıyor. Ancak bağışıklık sisteminin sağlıklı dokuları yabancı bir tehdit olarak algıladığı otoimmün hastalıklar, gözleri ve görme yollarını da etkileyebiliyor.

Optik Sektörü Yapay Zekâya Hazır mı?
Optik Sektörü Yapay Zekâya Hazır mı?
İçeriği Görüntüle

Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi hekimlerinden Prof. Dr. Berna Başarır, bağışıklık sistemi ile göz sağlığı arasındaki ilişkinin sanıldığından daha karmaşık olduğunu belirtiyor.

Gözler Bağışıklık Sisteminden Gizlenmiyor

Halk arasında gözlerin bağışıklık sistemi tarafından tanınmadığı yönünde yaygın bir inanış bulunuyor. Oysa gözlerde de makrofajlar, dendritik hücreler ve T hücreleri gibi bağışıklık sistemiyle ilişkili hücreler görev yapıyor.

Göz, görme işlevini koruyabilmek için aşırı iltihabi tepkileri sınırlandıran özel mekanizmalara sahip. “Bağışıklık ayrıcalığı” olarak adlandırılan bu yapı; kan-retina bariyeri, göz içindeki düzenleyici ortam ve farklı koruyucu mekanizmalar sayesinde bağışıklık yanıtının kontrol altında tutulmasına yardımcı oluyor.

Ancak bu hassas dengenin bozulması, göz dokularında iltihaplanmaya ve bazı durumlarda kalıcı hasara yol açabiliyor.

Otoimmün Süreçler Nasıl Başlıyor?

Prof. Dr. Başarır’ın verdiği bilgilere göre genetik yatkınlık, bazı enfeksiyonlar ve çevresel etkenler bağışıklık sisteminin çalışma düzenini etkileyebiliyor. Bağışıklık sistemi göz dokularını tehdit olarak algılamaya başladığında farklı otoimmün veya iltihabi göz hastalıkları ortaya çıkabiliyor.

Bu hastalıklar yalnızca gözlerle sınırlı kalmayabiliyor. Bazı vakalarda romatolojik, nörolojik veya endokrinolojik bir hastalığın ilk belirtileri gözlerde görülebiliyor.

Bağışıklık Sistemiyle İlişkili Göz Hastalıkları

Üveit: Gözün üvea adı verilen orta tabakasında veya gözün diğer bölümlerinde gelişen iltihaplanmadır. Göz ağrısı, kızarıklık, bulanık görme, ışık hassasiyeti ve uçuşan cisimler gibi belirtilere yol açabilir. Zamanında tedavi edilmediğinde görme kaybı riski oluşturabilir.

Sjögren sendromu ve şiddetli kuru göz: Sjögren sendromunda bağışıklık sistemi, gözyaşı ve tükürük bezleri gibi salgı bezlerini etkileyebilir. Gözyaşı üretiminin azalması; yanma, batma, kızarıklık, yabancı cisim hissi ve göz yüzeyinde hasara neden olabilir.

Tiroit göz hastalığı: En sık Graves hastalığıyla ilişkilendirilen bu tabloda göz çevresindeki kaslar ve dokular etkilenebilir. Gözlerin öne doğru belirginleşmesi, kapaklarda şişlik, kuruluk, ağrı, çift görme ve nadiren görme kaybı görülebilir.

Optik nörit: Görme sinirinde gelişen iltihaplanmadır. Görmede hızlı azalma, renklerin daha soluk algılanması ve özellikle göz hareketleriyle ortaya çıkan ağrıya neden olabilir. Multipl sklerozla ilişkili olabilse de her optik nörit vakası multipl skleroz anlamına gelmez.

Behçet hastalığı ve sarkoidoz: Bu sistemik hastalıklar göz içinde iltihaplanmaya, özellikle de üveite neden olabilir. Göz tutulumu bulunan hastaların düzenli takibi önem taşır.

Otoimmün retinopati: Bağışıklık sisteminin retinadaki hücreleri etkileyebildiği nadir bir hastalık grubudur. Görme alanında daralma, gece görmesinde azalma ve ilerleyici görme sorunlarıyla kendini gösterebilir.

Hangi Belirtiler İhmal Edilmemeli?

Gözde ağrı, belirgin kızarıklık, ışığa karşı aşırı hassasiyet, ani veya ilerleyen bulanık görme, uçuşan cisimlerde artış, renkleri farklı algılama ve uzun süren şiddetli kuruluk gibi belirtiler göz muayenesi gerektirebilir.

Özellikle bilinen bir otoimmün hastalığı bulunan kişilerin yeni başlayan göz şikâyetlerini geciktirmeden doktorlarıyla paylaşması önem taşıyor.

Erken Tanı Kalıcı Hasar Riskini Azaltabilir

Bağışıklık sistemiyle ilişkili göz hastalıklarında tedavi, hastalığın türüne ve gözün etkilenen bölümüne göre değişiyor. Göz hekiminin yanı sıra romatoloji, nöroloji veya endokrinoloji uzmanlarının da sürece katılması gerekebiliyor.

Prof. Dr. Berna Başarır, erken tanının göz dokularında kalıcı hasar gelişmeden müdahale edilebilmesi açısından önemli olduğunu vurgulayarak, nedeni açıklanamayan veya uzun süren göz şikâyetlerinde ayrıntılı göz muayenesinin ihmal edilmemesini öneriyor.