3 milyondan fazla çocuğa görme taraması: “İyi görüyorum” demesi yeterli mi?

Ulusal Görme Tarama Programları kapsamında son iki yılda 3 milyondan fazla bebek ve çocuğun tarandığı bildirildi. Aile Sağlığı Merkezlerinde ücretsiz yürütülen program, görme gelişimini etkileyebilecek sorunları erken fark etmeyi amaçlıyor. Çocuğun şikâyet etmemesi ise gözlerinde sorun bulunmadığını göstermiyor.

Gözleriniz Vücudunuzun Alarm Sistemi Olabilir
Gözleriniz Vücudunuzun Alarm Sistemi Olabilir
İçeriği Görüntüle

Sağlık Bakanlığının bebeklikten okul çağına uzanan görme taramaları, çocukların göz sağlığını gündeme taşıdı. Bakanlık verilerini aktaran 9 Ekim 2026 tarihli haberde, son iki yılda 3 milyondan fazla bebek ve çocuğa tarama yapıldığı belirtildi.

Bu sayı, taramadan geçirilen çocuklara ilişkin bir hizmet bilgisidir; görme bozukluğu tanısı konulan çocuk sayısı olarak değerlendirilmemelidir. Programın amacı, henüz fark edilmemiş sorunlar veya riskler için daha ayrıntılı değerlendirmeye ihtiyaç duyan çocukları belirlemektir.

Tarama hangi yaşlarda yapılıyor?

Ulusal program üç döneme odaklanıyor:

Dönem Yaş grubu
Erken bebeklik 0–3 aylık bebekler
Okul öncesi 36–48 aylık çocuklar
Okul başlangıcı İlkokul 1. sınıf; 6–7 yaş izlemi

Aile hekimleri tarafından Aile Sağlığı Merkezlerinde yapılan taramalarda çocuğun yaşına uygun değerlendirmeler kullanılıyor. Gerekli görülen durumlarda bebek ve çocuklar göz hastalıkları uzmanına yönlendiriliyor.

Harfleri bilmese de görmesi değerlendirilebilir

Küçük bir çocuğun görmesinin değerlendirilmesi için okuma yazma bilmesi gerekmiyor.

Bebeklerde gözlerin görünümü ve kırmızı refle testi değerlendirmenin parçaları arasında yer alıyor. Kırmızı refle testi, göze ışık verilerek oluşan yansımanın kontrol edilmesine dayanıyor; bazı göz sorunları açısından uyarıcı bulgular sağlayabiliyor.

Okul öncesinde göz değerlendirmesine LEA sembol testi de ekleniyor. Bu testte harfler yerine çocuğun tanıyabileceği veya eşleştirebileceği şekiller kullanılıyor. Okul başlangıcındaki taramada da risk faktörleri, gözlerin değerlendirilmesi, kırmızı refle ve görme keskinliği kontrol ediliyor.

Taramanın kapsamı, göz hekiminin yapacağı ayrıntılı muayeneyle aynı değil. Şüpheli bir sonuç, muayeneyle açıklığa kavuşturulması gereken bir durum anlamına geliyor.

Çocuk neden görme sorununu söylemeyebilir?

Çocuklar her zaman bulanık gördüklerini fark edemez veya anlatamaz. Özellikle bir göz daha iyi görüyorsa günlük yaşamlarını o gözün sağladığı görüşle sürdürebilirler. Daha az gören gözün dışarıdan normal görünmesi de ailelerin sorunu fark etmesini zorlaştırabilir.

Bu nedenle “Tahtayı görüyor”, “Televizyonu izliyor” veya “Hiç şikâyet etmiyor” gibi gözlemler, yaşına uygun görme kontrolünün yerini tutmaz.

Göz tembelliği, çocuklukta görmenin normal gelişiminin etkilenmesiyle ortaya çıkar. Şaşılık, düzeltilmemiş kırma kusurları veya görüntünün göze ulaşmasını engelleyen bazı durumlar bu gelişimi bozabilir. Erken fark edilmesi, uygun tedaviye daha erken başlanmasını sağlar.

Sevk edilmek kesin hastalık tanısı değildir

Taramada ileri değerlendirme önerilmesi, çocuğa kesin bir göz hastalığı tanısı konulduğu anlamına gelmez. Göz hekimi muayenesi, sorunun bulunup bulunmadığını ve varsa hangi yaklaşımın gerektiğini belirler.

Aileler için önemli adım, sevk önerisinin ardından muayeneyi tamamlamaktır. Çocuğun iyi gördüğünü söylemesi nedeniyle randevunun ertelenmesi, taramayla başlatılan değerlendirme sürecini yarım bırakabilir.

Gerekli görülürse gözlük reçetesi düzenlenir; göz tembelliği gibi durumlarda başka tedaviler veya takip de gerekebilir. Her çocuk için aynı tedavi uygulanmaz.

Kontrolü beklemeden danışılması gereken durumlar

Çocuğun gözlerini sık sık kısması, kitap veya ekranı çok yakından izlemesi, görmekte zorlandığını söylemesi ya da gözlerinde kayma fark edilmesi durumunda aile hekimi veya göz hekimine danışılmalıdır. Bir sonraki tarama yaşını beklemek gerekmez.

Daha önce tarama yapılmış olması da sonradan ortaya çıkan görme şikâyetlerini önemsiz hale getirmez.

Günlük alışkanlıklar da göz konforunu destekliyor

Uzun süre kesintisiz yakın çalışmayı bölmek, uygun aydınlatma sağlamak ve gün içinde açık havada zaman geçirmek çocukların günlük düzenine dahil edilebilir.

Ekran kullanırken her 20 dakikada bir yaklaşık 6 metre uzağa 20 saniye bakmak, göz yorgunluğunu azaltmaya yardımcı olabilecek basit bir mola alışkanlığıdır. Ancak bu uygulama görme kusurunu tedavi etmez ve tarama ya da muayenenin yerine geçmez.

Aileler, çocuklarının hangi tarama döneminde olduğunu ve kontrolün yapılıp yapılmadığını kayıtlı oldukları aile hekiminden öğrenebilir. Görme sağlığında hedef, yalnızca şikâyet başladığında çözüm aramak değil, çocuğun görme gelişimini zamanında değerlendirmektir.