AKILLI LENS SONRASI GECE IŞIKLARINDA HALO VE KAMAŞMAYA DİKKAT
“Akıllı lens” olarak bilinen trifokal göz içi merceklerin uygulanmasının ardından bazı kişiler, özellikle geceleri araç farları ve sokak lambalarının çevresinde halkalar, parlamalar veya ışık saçılmaları görebiliyor. Uzmanlar, görsel uyum tamamlanıncaya kadar gece araç kullanımında dikkatli olunmasını öneriyor.
Katarakt ameliyatlarında ve uygun hastalarda yakın, orta ve uzak mesafelerde görmeyi desteklemek amacıyla kullanılan trifokal göz içi mercekler, farklı odak noktaları oluşturan özel bir optik tasarıma sahip.
Bu yapı gözlük bağımlılığını azaltabilse de bazı kişilerde özellikle karanlık ortamlarda “halo” olarak adlandırılan ışık halkaları, kamaşma ve yıldız biçiminde ışık saçılmaları gibi görsel etkiler ortaya çıkabiliyor.
Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Uğur Ünsal, bu etkilerin kullanılan merceğin optik yapısının yanı sıra kişinin göz özellikleri ve ameliyat sonrası uyum süreciyle de ilişkili olabileceğini söyledi.

Işıkların çevresindeki halkalar neden oluşuyor?
Trifokal göz içi mercekler, göze ulaşan ışığı uzak, orta ve yakın mesafelerde görmeyi destekleyen farklı odaklara yönlendiriyor. Bu nedenle özellikle karanlık bir ortamda parlak ışık kaynaklarına bakıldığında halo, kamaşma ve ışık saçılması fark edilebiliyor.
Doç. Dr. Ünsal, “Trifokal mercek uygulamalarından sonra gece ışıklarının çevresinde halo dediğimiz halkalar görülebiliyor. Bazı hastalar araç farlarında veya sokak lambalarında ışık saçılması ve kamaşma da tarif edebiliyor. Bu yakınmalar özellikle ameliyat sonrası erken dönemde daha belirgin hissedilebilir” dedi.
Bu etkilerin görülme sıklığı ve rahatsız edicilik düzeyi kullanılan mercek tasarımına, göz bebeğinin büyüklüğüne, kornea yapısına ve kişinin görsel hassasiyetine göre değişebiliyor.

Gece araç kullanırken daha belirgin hissedilebilir
Gündüz fark edilmeyen veya çok az hissedilen ışık etkileri, çevrenin karanlık olduğu ve parlak ışık kaynaklarıyla karşılaşıldığı gece koşullarında daha belirgin hale gelebiliyor. Karşıdan gelen araç farları, sokak lambaları ve ışıklı tabelalar görsel konforu etkileyebiliyor.
Doç. Dr. Ünsal, ameliyat sonrasındaki ilk gün ve haftalarda gece sürüşüne karşı dikkatli olunması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Karşıdan gelen farlar kişinin alışık olduğundan farklı algılanabilir. Görme yeterince netleşmeden ve kişi kendisini gece sürüşü konusunda rahat hissetmeden araç kullanılması uygun olmayabilir. Ameliyat sonrası kontrollerde hastanın görme düzeyi ve iyileşme süreci bireysel olarak değerlendirilmelidir.”
Araç kullanmaya ne zaman başlanabileceğine ilişkin kararın ameliyatı gerçekleştiren hekimin değerlendirmesi doğrultusunda verilmesi gerekiyor.

Beynin yeni görüntüye uyumu zaman alabilir
Ameliyat sonrası süreç yalnızca göz dokularının iyileşmesinden oluşmuyor. Beynin yeni optik sistemin oluşturduğu görüntüleri işlemeyi öğrenmesi de görsel deneyimin önemli bir parçasını oluşturuyor.
“Nöroadaptasyon” olarak adlandırılan bu süreçte beyin, trifokal göz içi merceğin oluşturduğu farklı görsel uyaranlara zaman içerisinde uyum sağlayabiliyor. Bu nedenle halo ve kamaşma gibi etkiler bazı kişilerde haftalar veya aylar içinde daha az rahatsız edici hale gelebiliyor.
Doç. Dr. Ünsal, “İlk dönemde oldukça belirgin tarif edilen ışık halkaları ve saçılmalar ilerleyen aylarda daha az fark edilir hale gelebilir. Ancak nöroadaptasyon kişiden kişiye değişir. Her hastada aynı sürede ve aynı düzeyde bir iyileşme beklemek doğru değildir” diye konuştu.

Her gece görüşü şikâyeti mercekten kaynaklanmayabilir
Ameliyat sonrasında devam eden ışık saçılması veya görme kalitesindeki değişikliklerin değerlendirilmesinde yalnızca göz içi merceğin optik yapısına odaklanılmaması gerekiyor.
Göz kuruluğu ve gözyaşı tabakasındaki bozukluklar, kornea düzensizlikleri, ameliyat sonrasında kalan kırma kusuru, astigmatizma, göz içi merceğin konumu, retina ve makula sorunları da görme kalitesini etkileyebiliyor.
Şikâyetlerin beklenenden uzun sürmesi, giderek artması veya günlük yaşamı ve gece araç kullanımını belirgin biçimde etkilemesi halinde ayrıntılı göz muayenesi yapılması önem taşıyor.
Trifokal mercekler herkes için uygun olmayabilir
Trifokal göz içi merceklerden alınacak sonuç, kişinin göz yapısına ve günlük görme gereksinimlerine göre değişebiliyor. Bu nedenle uygulama kararının yalnızca gözlük kullanmama beklentisine göre verilmemesi gerekiyor.
Kornea, retina, makula, optik sinir, göz yüzeyi, göz bebeği özellikleri ve mevcut kırma kusurlarının ameliyat öncesinde ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi önem taşıyor.
Kişinin mesleği ve yaşam tarzı da mercek seçiminde dikkate alınmalı. Özellikle sık gece araç kullanan veya düşük ışık koşullarında yüksek görsel performansa ihtiyaç duyan kişilerin bu durumu ameliyat öncesinde hekimleriyle paylaşmaları öneriliyor.
Doç. Dr. Ünsal, “Yalnızca hangi merceğin kullanılacağına değil, o merceğin kişinin göz yapısı ve günlük yaşamındaki ihtiyaçları için uygun olup olmadığına da bakıyoruz. Hastanın gece araç kullanma sıklığı ve görme beklentileri karar sürecinin bir parçası olmalı” ifadelerini kullandı.
Ameliyat öncesi bilgilendirme önemli
Trifokal göz içi mercekler uzak, orta ve yakın mesafelerde işlevsel görme sağlayabilse de halo, kamaşma ve ışık saçılması gibi olası etkilerin ameliyat öncesinde hasta ile açıkça konuşulması gerekiyor.
Doç. Dr. Ünsal, “Ayrıntılı göz muayenesi yapmak kadar hastanın beklentilerini anlamak ve ameliyat sonrasında karşılaşabileceği görsel etkileri anlatmak da önemlidir. Mercek seçimi, gözün yapısal özellikleri ile kişinin günlük yaşamındaki görme ihtiyaçları birlikte değerlendirilerek yapılmalıdır” dedi.




