KONTAK LENS GÖZYAŞINDAN STRESİ ÖLÇEBİLİR Mİ?
Araştırmacılar, gözyaşındaki serotonin değişimlerini algılayabilen yumuşak ve esnek bir kontak lens sensörü geliştirdi. Henüz araştırma aşamasında olan teknoloji, gelecekte bazı sağlık göstergelerinin gözyaşı üzerinden ve girişimsel olmayan yöntemlerle izlenebilmesine imkân sağlayabilir.
Gözyaşı, yalnızca göz yüzeyini nemlendiren ve koruyan bir sıvı değil; aynı zamanda vücuttaki fizyolojik değişimler hakkında bilgi taşıyan çok sayıda molekülü barındırıyor. Bilim insanları şimdi bu biyolojik bilgiyi, kontak lens üzerine yerleştirilen son derece hassas bir sensör yardımıyla okumaya çalışıyor.
Science Translational Medicine dergisinde yayımlanan yeni çalışmada araştırmacılar, gözyaşındaki çok düşük miktardaki serotonini tespit edebilen “kontak lens üzerinde laboratuvar” olarak tanımlanan deneysel bir sistem geliştirdi.

Gözyaşındaki serotonini ölçüyor
Serotonin; ruh hâli, stresle ilişkili süreçler ve vücuttaki birçok fizyolojik işlevde rol oynayan önemli bir sinyal molekülü. Serotonin seviyelerinin ölçülmesi ise genellikle kan örneği alınmasını ve laboratuvar analizini gerektiriyor.
Yeni sistemde, serotoninle etkileşime girdiğinde ölçülebilir bir elektrik sinyali oluşturan elektrokimyasal sensör, yumuşak bir kontak lensin üzerine entegre edildi. Esnek ve kıvrımlı yapıdaki sensör bileşenleri; lensin bükülmesi, katlanması ve gerilmesi sırasında çalışmaya devam edecek şekilde tasarlandı.
Araştırmacılar, üretim yönteminin piyasada bulunan yumuşak kontak lenslere uygulanabildiğini ve bunun teknolojinin mevcut lens altyapılarıyla birleştirilebilmesi açısından önemli olduğunu belirtiyor.

Stres sırasında değişim gözlendi
Çalışmada 10 gönüllüden; stres oluşturan görevlerden önce, görevler sırasında ve sonrasında gözyaşı örnekleri alındı. Katılımcılardan iki değerlendiricinin karşısında topluluk önünde konuşmaları ve süre sınırlı matematik işlemleri yapmaları istendi.
Toplanan gözyaşı örnekleri deneysel kontak lens sistemiyle incelendi. Sonuçlarda serotonin seviyelerinin stres aşamasında azaldığı, katılımcılar dinlenmeye geçtiğinde ise yeniden başlangıç seviyesine doğru yükseldiği görüldü.
Ancak önemli bir ayrıntı var: Bu aşamada gönüllüler sensörlü kontak lensi gözlerinde kullanmadı. İnsanlardan alınan gözyaşı örnekleri sistem aracılığıyla analiz edildi.
Son derece düşük seviyeleri algılayabiliyor
Laboratuvar testlerinde sensörün, insan gözyaşında bulunan serotonin seviyelerinin oldukça altındaki konsantrasyonları dahi algılayabildiği bildirildi. Sistemin yaklaşık 72 pikomol düzeyinde ölçüm hassasiyetine ulaştığı ve tekrarlanan mekanik deformasyonların ardından da ölçüm performansını koruduğu açıklandı.
Araştırmacılar ayrıca sensörlü lensi anestezi altındaki bir domuzun gözü üzerinde deneyerek yapay gözyaşı damlalarıyla oluşturulan serotonin değişimlerini takip etti. Test koşullarında göz dokusunda iltihaplanma, tahriş veya hasar bulgusuna rastlanmadı.
Bununla birlikte bu sonuçlar, lensin insan gözünde uzun süreli kullanımının güvenli olduğunu henüz göstermiyor.

Akıllı telefonla iletişim kurabilecek
Araştırmada kullanılan sistem, ölçüm sırasında ince ve esnek kablolarla harici bir cihaza bağlıydı. Araştırma ekibi ayrıca yakın alan iletişimi, yani NFC teknolojisiyle verileri gerçek zamanlı olarak akıllı telefona aktarabilecek kablosuz bir prototip de geliştirdi.
Kablosuz sürüm henüz başlangıç aşamasında. Sistemin küçültülmesi, kablosuz iletişimin geliştirilmesi, sensörün uzun süreli kararlılığı ve kontak lens kullanım konforu gibi konuların ilerleyen çalışmalarda değerlendirilmesi gerekiyor.
Henüz tıbbi kullanıma hazır değil
Geliştirilen sensörlü kontak lens, klinik kullanım onayı almış bir tıbbi cihaz değil. Teknolojinin günlük hayatta kullanılabilmesi için daha geniş insan çalışmaları yapılması; uzun süreli kullanım güvenliği, biyouyumluluk, ölçüm doğruluğu, kişiden kişiye değişimler ve üretim standartlarının ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekiyor.
Ayrıca gözyaşındaki serotonin seviyesinin tek başına stresin kesin bir ölçüsü olarak değerlendirilmemesi gerektiği belirtiliyor. Ölçümlerin farklı fizyolojik koşullardan nasıl etkilendiğinin de araştırılması gerekiyor.
Hedef yalnızca stresi ölçmek değil
Araştırma ekibinin uzun vadeli hedefi yalnızca serotonin ölçen bir kontak lens geliştirmek değil. Aynı platformun gelecekte farklı gözyaşı biyobelirteçlerini, göz içi basıncını, sıcaklığı, göz hareketlerini ve başka fizyolojik verileri birlikte takip edebilmesi öngörülüyor.
Bu yaklaşım başarıya ulaşırsa kontak lensler, yalnızca görme kusurlarını düzeltmek için kullanılan optik ürünler olmaktan çıkarak kişiselleştirilmiş sağlık takibinin bir parçası hâline gelebilir.
Ancak bugün için en doğru ifade şu: Gözyaşından stresle ilişkili değişimleri ölçebilen kontak lens fikri umut verici, fakat teknolojinin insanların günlük kullanımına sunulabilmesi için önünde uzun bir bilimsel ve düzenleyici süreç bulunuyor.
Kaynak: Science Translational Medicine, ConnectSci
Araştırma DOI: 10.1126/scitranslmed.adv9538




