GÖZDE KIZARIKLIK VE BATMA VARSA DİKKAT: HER BELİRTİ GÖZ NEZLESİ DEĞİL
Gözde kızarıklık, batma, yanma ve sulanma; alerjiden göz kuruluğuna, yabancı cisimden enfeksiyonlara kadar pek çok nedenle ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, özellikle ağrı, ışık hassasiyeti veya görme değişikliğinin eşlik ettiği kızarıklıklarda gelişigüzel göz damlası kullanılmaması gerektiğini vurguluyor.
Göz kızarıklığı toplumda sık görüldüğü için çoğu zaman “göz nezlesi” olarak değerlendiriliyor. Ancak gözün beyaz kısmındaki damarların belirginleşmesi tek başına bir hastalık değil; farklı sorunlara bağlı olarak gelişebilen bir bulgu olarak kabul ediliyor.
Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Uğur Ünsal, kızarıklığın nedenini yalnızca gözün görünümüne bakarak belirlemenin mümkün olmadığını belirtiyor. Kaşıntı, akıntının niteliği, ağrı, ışık hassasiyeti, görme değişikliği ve şikâyetin tek ya da iki gözde görülmesi, doğru değerlendirme açısından önem taşıyor.

Göz kızarıklığının birçok nedeni olabilir
Uzun süre ekrana bakmak, göz kuruluğu, uykusuzluk, çevresel tahriş edici maddeler, göze yabancı cisim kaçması, kontak lens kullanımı ve alerjik reaksiyonlar gözde kızarıklığa yol açabiliyor. Viral veya bakteriyel enfeksiyonlar da benzer şikâyetlere neden olabiliyor.
Doç. Dr. Ünsal, “Gözde kızarıklık ve batma görüldüğünde yalnızca gözün görünümüne bakarak nedenini belirlemek mümkün değildir. Kaşıntının ön planda olması, akıntının niteliği, tek ya da iki gözün etkilenmesi, ışığa karşı hassasiyet, ağrı ve görmede değişiklik olup olmadığı değerlendirme açısından önemlidir.” diyor.

Göz nezlesinin türüne göre belirtiler değişiyor
Halk arasında göz nezlesi olarak bilinen konjonktivit, gözün beyaz bölümünü ve göz kapaklarının iç yüzeyini örten konjonktiva tabakasının iltihaplanmasıyla ortaya çıkıyor. Konjonktivit; virüsler, bakteriler veya alerjenlerden kaynaklanabiliyor.
Viral konjonktivitte kızarıklığa genellikle sulanma, yanma, batma ve gözde yabancı cisim varmış hissi eşlik ediyor. Bazı kişilerde üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri de görülebiliyor.
Bakteriyel konjonktivitte akıntı daha belirgin olabiliyor ve özellikle sabahları kirpiklerde ya da göz kapaklarında yapışma meydana gelebiliyor. Alerjik konjonktivitte ise çoğunlukla kaşıntı ön plana çıkıyor.
Her konjonktivit aynı nedenden kaynaklanmadığı için uygulanacak yaklaşım da değişiyor. Viral ve bakteriyel konjonktivitler bulaşıcı olabilirken alerjik konjonktivit kişiden kişiye bulaşmıyor.

Ortak havlu ve kişisel ürünler bulaş riskini artırabilir
Bulaşıcı göz enfeksiyonları yalnızca gözle doğrudan temas sonucunda yayılmıyor. Kirlenmiş eller, ortak havlular, yastık kılıfları, göz makyajı ürünleri ve göz damlaları da enfeksiyonun kişiden kişiye taşınmasına neden olabiliyor.
Kızarık gözü ovuşturduktan sonra çevredeki yüzeylere dokunulması da bulaş zincirini genişletebiliyor. Bu nedenle gözlere dokunmadan önce ve sonra ellerin yıkanması, gözlerin ovuşturulmaması ve kişisel ürünlerin paylaşılmaması gerekiyor.
Her kızarıklıkta aynı göz damlası kullanılmaz
Gözde kızarıklık ve batma yaşayan kişilerin kendi kendine göz damlası kullanması, sorunun gerçek nedeninin gözden kaçmasına yol açabiliyor. Daha önce başka bir göz rahatsızlığı için reçete edilmiş ilaçların yeniden kullanılması veya başkasına ait göz damlasının kullanılması da risk taşıyor.
Yapay gözyaşları ile antibiyotik, antialerjik veya steroid içeren göz damlalarının kullanım amaçları birbirinden farklı. Bu nedenle kızarıklığa iyi gelecek, herkes için geçerli tek bir göz damlasından söz etmek mümkün değil. Özellikle ilaç içeren damlaların hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmaması öneriliyor.

Çayla göz silmek güvenli olmayabilir
Gözde kızarıklık ve çapaklanma görüldüğünde çay poşeti ya da demlenmiş çayla kompres yapılması, toplumda sık başvurulan uygulamalar arasında yer alıyor. Ancak steril olmayan sıvı ve materyallerin göz yüzeyine temas ettirilmesi tahrişe neden olabileceği gibi mevcut enfeksiyonun seyri açısından da sakınca oluşturabiliyor.
Göz çevresindeki akıntının temizlenmesi gerekiyorsa ellerin önceden yıkanması ve her uygulamada temiz bir materyal kullanılması önem taşıyor. Evde hazırlanan bitkisel karışımların ve çayın doğrudan göz yüzeyine uygulanmaması gerekiyor.

Kontak lens kullanıcıları kızarıklığı önemsemeli
Kontak lens kullanan kişilerde ortaya çıkan kızarıklık, batma veya ağrı her zaman basit bir tahrişten kaynaklanmayabiliyor. Lenslerin önerilenden uzun süre kullanılması, hijyen kurallarına uyulmaması veya suyla temas ettirilmesi kornea enfeksiyonu riskini artırabiliyor.
Doç. Dr. Ünsal, “Kontak lens kullanıcısında yeni başlayan belirgin kızarıklık, ağrı, ışık hassasiyeti veya görme bulanıklığı varsa lens çıkarılmalı ve yeniden takılmadan önce göz hekimi değerlendirmesi yapılmalıdır. Çünkü kontak lens kullanıcılarında korneayı ilgilendiren enfeksiyonların gözden kaçırılmaması önemlidir.” uyarısında bulunuyor.

Hangi belirtilerde göz hekimine başvurulmalı?
Göz kızarıklığına aşağıdaki belirtilerden biri eşlik ediyorsa göz hekimi değerlendirmesinin geciktirilmemesi gerekiyor:
-
Şiddetli veya giderek artan göz ağrısı
-
Belirgin ışık hassasiyeti
-
Görmede azalma veya ani bulanıklık
-
Gözde travma ya da yabancı cisim şüphesi
-
Kontak lens kullanırken gelişen ağrı ve görme değişikliği
-
Geçmeyen veya giderek şiddetlenen kızarıklık
Göz kızarıklığının sık görülmesinin önemsiz olduğu anlamına gelmediğini belirten Doç. Dr. Ünsal, kişinin kendi kendine tedavi uygulamak yerine eşlik eden belirtileri dikkate alması gerektiğini vurguluyor. Özellikle ağrı, ışık hassasiyeti veya görme değişikliği bulunuyorsa zaman kaybetmeden göz hekimine başvurulması öneriliyor.




