Öğretmenler Günü Kutlu Olsun!


Melek Sakaloğlu

Melek Sakaloğlu

Okunma 23 Kasım 2015, 17:56


Öğrenmek; doğduğumuz andan itibaren yaptığımız en önemli eylemimizdir. Dünyaya geldiğimizde dünya hakkında bilgisiz ve acemi bir varlıktan başka bir şey değilizdir. Biz öğrenmeye başlarken, öğretmenlik görevini ilk önce annemiz ve sonrasında ailemiz yüklenir. Okul hayatımıza kadar bizler artık sosyal hayatta ailemiz olmadan yaşayabilme yetilerimizin birçoğunu kazanmış oluruz. Başta annemiz ve ailemiz bizleri hayata hazırlarken karşılaşabileceğimiz her türlü zorluğa karşılık bizleri özveriyle yetiştirirler.

Okul çağına geldiğimizde bu görevi artık öğretmenimiz/öğretmenlerimiz üstlenmektedir. Bizler içinde bir öğretmenin varlığı hayatta yaşadığımız en özel duygulardan bir tanesidir. Birey okula başlamadan önce ona en yakın olarak ve her şeyi öğreten olarak annesini ve ailesini görür. Okul çağı ile beraber hayatına giren öğretmen figürü onun için aile dışından bir öğretici ve sosyal ve kültürel öğrenmenin başlangıç aşamasıdır.

Eminim hepimiz ilkokul öğretmenimizi çok iyi hatırlıyoruzdur. Unutulması zor bir insandır. Bizlere doğruyu öğretmek için çabalayan ilk öğretmenimizi unutmak da ayrıca bir vefasızlık olacaktır. Benim ilkokul öğretmenim de çok değerlidir ve bana kattıkları elmas niteliğindedir benim için. Gerçekten de hiç unutmuyorum. Öyle ki; büyük şehre yeni gelmiş bir köy çocuğu olarak, bana öğrettiği akademik bilgilerin haricinde bu şehre adapte olmam içinde çok yardımcı olmuştur. Şuan hayatımda hala onun bana öğrettiklerinden izler taşıyorum. Verdiği eğitimdeki disiplinli duruşu ve idealist tavrı benim hem derslerime yansımış hem de beni hayata daha sağlam olarak hazırlamakta önemli katkısı olmuştur.

İlköğretim bizim okul hayatımızdaki ilk yıllarımız olsa da bence temel eğitimin en temel bilgilerinin verildiği ve de verilmesi gereken yıllardır. O nedenle öğretmenlerimiz, o elleri öpülesi varlıkların insan eğitimindeki rolleri tartışılmaz çok büyüktür. Bir nesil yetiştirmek kolay değildir ve en iyi ihtimalle yirmi beş seneyi bulmaktadır. Ben şuan yirmi beş sene önce almış olduğum o ilk eğitimim etkisinde ve izindeysem bunun en büyük nedeni tabii ki sevgili öğretmenimin verdiği temel eğitimlerdir.

Öğretmenler bir ülkenin geleceğini belirleyen yegâne varlıklardır.  Hem ahlaki hem de akademik geleceğimiz sevgili öğretmenlerimiz sayesinde şekillenmektedir.  O yüzden de eğitim sistemimizin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi ülkemizin geleceği açısından önem arz etmektedir. Peki, şuan ki eğitim sistemimiz geleceğimizin oluşturacak alt zeminleri yeterince karşılayabiliyor mu, açıkçası gelinen bu gün ki noktada şüphe uyandırmaktadır. Bu günün öğrencileri, yarının öğretmenleridir. Eğitimim sistemimiz bu doğrultuda şekillenmeli ve planlanmalıdır.

Öğretmenlik bir meslektir, doğru fakat amacı sadece para kazanmak değildir. Belki de şuan ki en büyük eksik budur. Mesleki rolü, üstlendiği misyonun üzerine geçmiş sıradan bir iş gibi görülmesi öğretmenliğin ruhuna aykırıdır. Öğretmenlik, sevgisi, heyecanı, doğruluğu, ahlakı kısacası her yönü ile ele alınıp düşünülmelidir. Bir öğrenci, öğretmeninin her hareketini örnek alır ve hayatının mutlaka bir yerinde bu örnek aldığı hareketleri uygulayacaktır. O nedenledir ki ülkemizin insani, vicdani ve akademik yönleri gelişmiş, idealist öğretmenlere ihtiyacı vardır. Bu çerçeve de eğitim sistemimizin yapılandırılması, tekrar gözden geçirilmesi şarttır.

Öğretmenler Günü:

Öğretmen okulu ülkemizde ilk kez Darulmuallim adı ile 16 Mart 1848 yılında açılmıştır. Öğretmenlik mesleği için bu tarih kilometre taşıdır. Pek çok okula öğretmen yetiştirmiştir. Günümüzde öğretmenlik mesleğinin eğitimi Üniversitelerin ilgili bölümlerinde ve Teknik Eğitim Fakültelerinde verilmektedir. Cumhuriyetin ilanından sonraki yıllarda eğitim sistemimizde köklü değişiklikler yapılmıştır. İlk büyük adım Arap harflerinin kaldırılıp Latin harflerinin gelmesi ile başlamıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitimin insan hayatındaki önemini çok iyi bilen ileriyi gören bir lider olması ve ülkemizde bu konuda geride kaldığını görmesi bir dizi yenilik getirmiştir. Bu nedenle 1928 yılında harf devrimi yapılmıştır. Ülke genelinde de büyük sevinç yaratmış olan bu büyük devrim ile beraber okuma yazma seferberliği başlamıştır. Okul çağındaki çocuklar hemen okula başlarken, okul çağını geçmiş yetişkinler içinde okullar açılmıştır. Hedef bir an önce okuma yazma eksikliğinin giderilmesi olmuştur. Bu okullara Büyük Millet Mektepleri adı verilmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk’te Millet okullarında dersler vermiştir. Bu bağlamda bakanlar kurulu kararı ile 11.11.1928 yılında Mustafa Kemal Atatürk’e başöğretmen unvanı verilmiştir. Bu nedenle 24 Kasım Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği gündür.

Atatürk öğretmenlere yeni Türkiye’nin oluşmasında büyük görevler düştüğü her defasında vurgulamış, öğretmenleri ülkenin geleceğini şekillendiren varlıklar olarak görmüştür. Bunu da ''Öğretmenler! Yeni nesil sizlerin eserin olacaktır'' ve ''Unutmayın ki Cumhuriyet sizden ''fikri hür, vicdani hür, irfanı hür'' nesiller ister'' sözleri ile de ifade etmiştir.

Öğretmenler gününün Mustafa Kemal Atatürk’ün 100. Doğum yıldönümünde (1981) her yıl 24 Kasım da kutlanmasına karar verilmiştir.

Hiç şüphe yok ki, daha adaletli, daha vicdanlı, barış dolu bir dünyanın oluşturulması, cefakâr ve fedakâr öğretmenlerimiz sayesinde olacaktır.

Yaşam Boyu Öğrenim

Öğrenme süreci için varılan kanaat 1930 ‘lu yıllara kadar gençlikte öğrenilen bütün bilgilerin hayat boyu insanın hayatına yetecek düzeyde olduğu yönündeydi. Fakat 1931 yılında Alfred North Whitehead bu savı geçersiz kılan tezler ortaya artmıştır. Ona göre hızla gelişen dünyada yaşanan teknolojik ve bilimsel gelişmeler insan ömrümün toplam süresinden daha kısadır. Yani dünyamızdaki hızlı değişimleri takip etmek artık sadece gençlikte alınan eğitimlerle yeterli olamamaktadır.  Bu değişimlere ayak uydurmak ancak yaşam boyu eğitimle elde edilebilir. Günümüzde bu tezin ne kadar doğru olduğunu birebir hayatın içinde görmekteyiz.

Unesco’nun 1972 yılında yaptığı eğitimin geliştirilmesi toplantısında, eğitimin yaşam süresince devam edecek bir etkinlik olması gerektiği kararına varılmıştır. Unesco’ ya göre eğitimi; okullar ile sınırlandırmak yanlıştır. Eğitim hem okul hem de okul dışına kapsayan bütün öğrenme eylemlerinin tamamıdır.  Eğitsel açıdan daha rahat olunmalıdır. Eğitimi bütün hayatımız süresince devam edecek, yaşamımızın ve bu yaşamımızdaki diğer aktiviteler gibi sürekli düşünülmelidir.

Bizlerde bu değişimin fazlasıyla farkındayız aslında. Ailemizdeki, etrafımızdaki, sosyal yaşamdaki değişimleri fark etmemek imkânsızdır. Bu nedenle bizlerde bu değişimlere ayak uyduruyor, aslında yaşam boyu eğitimi fark etsek de, fark etmesek de hayatımıza uygulamış oluyoruz. Ve güzel de yapıyoruz. Eğitim gerçekten de hayatta olduğumuz sürece hiç bıkmadan ve usanmadan yapmamız gereken en önemli hareketimizdir. Yarınlarımız için, çocuklarımız için ve belki de en önemlisi kendimizi için bundan hiçbir zaman vazgeçmemeliyiz.

Bütün öğretmenlerimizin bu özel günlerini en içten dileklerimiz ile kutluyor, öğretmenlerimize karşı her gün aynı sevgi ve saygı içerisinde olmamız gerektiğini hatırlatmakta yarar görüyoruz.

''Unutmayalım ki, yaşadığımız sürece hem öğretmenin hem de öğrenmenin bir süresi olmamıştır ve olmayacaktır.''

Sevgilerle…

Melek SAKALOĞLU

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.