Optik Gazete

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Türkiye’nin Miras Alanları!

Gündem

"Ülkemizin bu güzellikleri karşısında şaşırmamak da mümkün değil!"

Ülkemizin UNESCO Kültür Mirasına sahip değerleri hep bir tartışma konusu olmuştur. Kimisi tarihi, kimisi coğrafi manada, kültürel ve karma Unesco Dünya Miras Listesine giren ülkemizin an itibariyle 18 miras alanı mevcuttur. Günümüz itibariyle ana ve geçici listede yer alan toplam 101 kültür mirasımızı da ziyaret ettim, gidip gördüm, inceledim araştırdım ve çok seferde gördüğüm bu muhteşemlikler karşısında şaşırdım. Hakikaten gerek jeopolitik gerekse büyük bir uygarlık arenasına sahne olmuş ülkemizin bu güzellikleri karşısında şaşırmamak da mümkün değil! Bugün üzerinde yaşadığımız toprakların tarihi, insanlığın uygarlık tarihi ile özdeştir. Ulus bilincini taşıyan ilk devletler burada tarih sahnesine çıktı, ilk kentler burada kuruldu, ilk kanunlar burada yazıldı. İlk savaşlara, ilk düzenli ordulara ve ilk barış anlaşmalarına yine bu topraklar tanıklık etti.

Avcılık ve toplayıcılıktan yerleşik düzene geçiş, bilimler, keşifler, sanat, yaşam ve ölüm sırrının sorgulanması, insanın Tanrıyı araması, hepsi bu topraklarda vücut buldu, gelişti, uzak coğrafyalara kadar taşındı, farklı formatlarda yaşandı ve bugün uygarlık diye adlandırdığımız var oluş biçiminin temellerini oluşturdu. İnsanlık tarihindeki yeri tartışılmaz biçimde önemli ve aynı zamanda ilham verici, bir coğrafyada yaşıyor olmanın ve insan denen varlığın, var oluşundan bulunduğu noktaya gelişinin izlerini, ülkemizin dört bir köşesinde bir uygarlık tarihi dersi izler gibi görebiliyor olmanın büyük bir şans olduğunu düşünüyorum.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Türkiye’nin Miras Alanları!

UNESCO, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’dür ve 1946 yılında kurulmuştur. Görevi örgüte üye olan ülkelerde eğitim, bilim ve kültür alanında çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar içerisinden bizim en çok duyduğumuz ülkemizde de 2020 yılı itibariyle artık 18 adet olan tarihi mirasları koruma altına alma faaliyetidir. UNESCO 17. Genel Konferansı, 17 Ekim-21 Kasım 1972 tarihleri arasında Paris’te toplanmış ve 16 Kasım 1972 tarihinde UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşmeyi kabul etmiştir. Türkiye Sözleşmeye 14.04.1982 tarih ve 2658 sayılı Kanunla taraf olma kararı almış, Kanun Bakanlar Kurulu tarafından 23.05.1982 tarih ve 8/4788 sayılı Kararla onaylanmış ve 14.02.1983 tarih ve 17959 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Gerekli belgelerin UNESCO Genel Merkezi’ne sunulmasıyla Türkiye Sözleşmeye 16.03.1983 tarihinde resmen taraf olmuştur. 1972 Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi’ne göre oluşturulan ve Dünya Mirası Komitesi (DMK) tarafından belirlenen Dünya Mirası Listesi'nde Dünya Miras Alanı olarak ilan edilen 1121 miras yer almaktadır. Bunlardan 869’u kültürel, 213’ü doğal ve 39’u karma (doğal ve kültürel) miraslardır. Türkiye’nin bu listede 16’sı kültürel, 2’si karma olmak üzere 18 miras alanı bulunmaktadır:

Dünya Miras Komitesi tarafından UNESCO Dünya Mirası Listesine alınan bu mirasların yanı sıra bir de bu listeye önerilmesi öngörülen ancak henüz adaylık süreçleri tamamlanmayan miraslardan oluşan Geçici Liste bulunmaktadır. Geçici Liste Üye Devletler için ulusal bir envanter niteliğinde olup, asıl listeye başvurulacak olan alanlar bu listeden seçilerek belirlenmektedir. UNESCO’nun Dünya Mirası Geçici Listesi’nde 178 Taraf Devletin 1740 mirası yer almaktadır. Türkiye’nin Geçici Listede ilki 1994 yılında sunulan ve son olarak 2020 yılında güncellenen şekliyle 78 kültürel, 2 karma ve 3 doğal olmak üzere toplam 83 mirası bulunmaktadır.

Zaman zaman duyduğumuz gibi maalesef ülkemizdeki tarihi eserler, gelecek yıllarda yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. En önemlisi de kültürel ve doğal mirasa yönelik tahribatın sadece doğal bozulmadan kaynaklanmayıp, değişen sosyal ve ekonomik koşullar ile daha da tehlikeli boyutlara ulaşıyor olmasıdır.

Tarihi değerlerimizi, yok olma riski altında olma nedenlerini ve en son eklenen miraslarımızı kısaca bir inceleyelim.  

1. İstanbul’un Tarihi Alanları (1985)

M.Ö. 7. yüzyılda kurulan İstanbul’un, kuzeyde Haliç, doğuda İstanbul Boğazı ve güneyde Marmara Denizi ile çevrili kısmı günümüzde “Tarihi Yarımada” olarak anılmaktadır. Yüzyıllarca farklı kültürlere, uygarlıklara ve imparatorluklara başkentlik yapmış eski bir şehir dokusuna sahip olması sebebiyle UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmiştir.

Tarihi Yarımada UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 4 ana bölüm olarak dahil edilmiştir. Bunlar, Hipodrom, Ayasofya, Aya İrini, Küçük Ayasofya Camisi ve Topkapı Sarayı’nı içine alan Arkeolojik Park, Süleymaniye Camisi ve çevresini içine alan Süleymaniye Koruma Alanı, Zeyrek Camisi ve çevresini içine alan Zeyrek Koruma Alanı ve Tarihi Surlar Koruma Alanıdır.

Elbette son yıllardaki kaçak inşaatlar, uygulanamayan koruma projeleri, bayındırlık kapsamındaki tarihe ve kültüre saygı duymayan girişimler, trafik ve kirlilik yüzyıllardır sadece boğazın değil bağladığı kıtaların da incisi olan yarımadayı tehdit etmektedir.

2. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas) (1985)

Divriği ve civarında en erken yerleşim Hititler Dönemi’ne kadar uzanmaktadır. Yöre, Mengücekoğullarının yönetimi altında olduğu dönemde Ahmet Şah ve eşi Turan Melek tarafından cami ile birlikte 13.yüzyılda yaptırılmıştır. İslam mimarisinin bu başyapıtı iki kubbeli türbeye sahip bir cami ve ona bitişik bir hastaneden oluşmaktadır. Yapılar, mimari özellikleri ile özgün bir başyapıt oluşunun yanı sıra, sergilediği zengin Anadolu geleneksel taş işçiliği örnekleri sebebiyle UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmiştir.

Divriği Ulu Camii Darüşşifası, yıllar boyunca önemli bir güvenlik önlemi alınmaması sebebiyle avize, şamdan, halı gibi taşınabilir parçaları birer birer çalınmıştır. Çatlak onarımı gibi bazı ufak tadilat işlemleri yapılmıştır, ancak kalıcı ve kapsamlı bir proje ile müdahale edilmemiştir.

3. Göreme Milli Parkı ve Kapadokya (Nevşehir) (1985)

Kuzeyde Kızılırmak, doğuda Yeşilhisar, güneyde Hasan ve Melendiz Dağları, batıda Aksaray ve kuzeybatıda Kırşehir ile sınırlanan Kapadokya bölgesi Kalkolitik Dönemden beri devamlı yerleşim alanı olmuştur. Alanın en önemli özelliği, Erciyes Dağı ve Hasan Dağı tüflerinin, rüzgâr ve su aşındırması sonucunda oluşan olağanüstü kaya şekilleri ve kışın ılık, yazın serin olan ve bu nedenle her mevsim için uygun iç iklim koşulları taşıyan kayaya oyma mekanlardır. Göreme Kapadokya Peri Bacaları, özellikle 7-13. yüzyıllar arasında baskılardan kaçan Hıristiyanların yerleşmesiyle Hristiyanlığın önemli bir merkezi haline gelmiştir. UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan alanlar içinde, Göreme Milli Parkı, Derinkuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri, Karain Güvercinlikleri, Karlık Kilisesi, Yeşilöz Theodoro Kilisesi ve Soğanlı Arkeolojik Alanı yer almaktadır.

4. Hattuşaş (Boğazköy) – Hitit Başkenti (Çorum) (1986)

Hattuşaş (Çorum, Boğazköy), Hitit İmparatorluğunun başkenti olarak Anadolu’da yüzyıllar boyu çok önemli bir merkez olmuştur. M.Ö. 1700’lerde Kuşşara şehrinin kralı Anitta tarafından alınan Hattuşaş, yine Anitta tarafından yıkılmıştır. Yazılı kayıtlarda Anitta ilk Hitit kralıdır. Yaklaşık yüzyıl kadar sonra şehir, I. Hattuşili tarafından tekrar kurularak 400 yıldan uzun bir süre hüküm sürecek olan bir uygarlığın başkenti haline getirilmiştir. Yapılan kazılarda 5 farklı kültür katmanı ortaya çıkmıştır. Bu katmanlarda Hatti, Asur, Hitit, Frig, Galat, Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntılar bulunmuştur. Günümüzde görülebilen ve büyük çoğunluğu Büyük Kral IV. Tudhaliya dönemine ait olan kalıntılar arasında tapınaklar, kraliyet konutları ve surlar bulunmaktadır. Hitit uygarlığının başkenti olması sebebiyle UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmiştir.

5. Nemrut Dağı (Adıyaman) (1987)

Adıyaman’ın Kahta İlçesi’nde 2150 metre yüksekliğindeki Nemrut Dağı yamaçlarında hükümdarlık yapmış olan Kommagene Kralı I. Antiochos’un tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için yaptırdığı mezarı, anıtsal heykelleri ve benzersiz manzarası ile Helenistik Dönemin en görkemli kalıntılarından birisidir. Anıtsal heykeller doğu, batı ve kuzey teraslarına yayılmıştır. Doğu terası kutsal merkezdir ve bu nedenle en önemli heykel ve mimari kalıntılar burada bulunmaktadır. Yunan ve Pers kültürüne ait eşi bulunmaz heykellerdir. İnsanoğlunun kültürel – tarihsel sürecine ve yaratıcılığına tanıklık eden özgün bir başyapıt niteliğinde olması sebebiyle UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmiştir. Doğa şartlarına iki bin yıldır dayanan 8-10 metrelik heykellerde artık çatlaklar ve ayrılmalar oluşmaya başlamıştır.

6. Xanthos-Letoon (Antalya – Muğla) (1988)

Fethiye’ye 46 km. uzaklıkta, Kınık köyü yakınlarında bulunan Xanthos, Antik Çağda Likya’nın en büyük idari merkezi idi. M.Ö. 545’te Perslerin egemenliğine girene kadar bağımsız olan kent, bundan yaklaşık olarak yüzyıl kadar sonra tamamıyla yanmıştır. Bu yangından sonra şehir tekrar inşa edilmiş, hatta M.Ö. II. yüzyılda Likya Birliğinin başkenti olma görevini üstlenmiştir. Xanthos’a 4 km. uzaklıkta bulunan Letoon, Antik Çağda Likya’nın dini merkezi konumundaydı. Bu kutsal alanda Leto, Apollon ve Artemis tapınakları ile birlikte, bir manastır, bir çeşme ve Roma Tiyatrosu kalıntıları bulunmaktadır. Artemis ve Apollo’nun annesi Leto’ya adanmış olan en büyük tapınak, batıda bulunan ve peripteros tarzında yapılmış Leto Tapınağıdır ve 30.25 m’ye 15.75 m. büyüklüğündedir. Yerleşen her uygarlığın inşa ettirdiği yapılarda Likya gelenekleri, Helenistik ve Roma dönemi etkilerini göstermesi sebebiyle bu merkezler 1988 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır.

7. Pamukkale-Hierapolis (Denizli) (1988)

Çaldağı’nın güney eteklerinden gelen kalsiyum oksit içeren suların oluşturduğu görkemli beyaz travertenler ve geç Helenistik ve erken Hıristiyanlık dönemlerine ait kalıntılar içeren Hierapolis arkeolojik kenti, antik çağlardan bugüne kadar ulaşan en çarpıcı merkezlerden biridir. Denizli’ye 2 km. uzaklıkta bulunan bu alan, ayrıca çok çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiğine inanılan şifalı suları ile de ünlüdür. Antik kentin M.Ö. II. yüzyılda Bergama krallarından II. Eumenes tarafından kurulduğu, adını ise Bergama’nın kurucusu Telephos’un eşi Heira’dan aldığı sanılmaktadır. Eski kaynaklara göre metal ve taş işlemeciliği, dokuma kumaşları ile ünlü olan kent, Büyük Konstantin döneminde Frigya bölgesinin başkentliğini yapmış, Bizans döneminde Piskoposluk merkezi olmuştur. Olağanüstü nitelikte ve güzellikteki doğal oluşumu ve kültürel-tarihsel açıdan son derece önemli ve özgün nitelikler içeren bir arkeolojik dokuya sahip olması sebebiyle alan UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır.

8. Safranbolu Şehri (Karabük) (1994)

Karadeniz kıyılarını, Batı, Kuzey ve Orta Anadolu’ya bağlayan yol üzerinde yer alan tarihi Safranbolu Şehri, coğrafi konumu nedeniyle çok eski devirlerden beri yerleşim görmektedir. 14. yüzyılın başlarından bu yana Türklerin hakimiyetinde olan Safranbolu, özellikle 18. yüzyılda Asya ve Avrupa arasındaki ticaretin önemli bir merkezi olmuştur.

Türk kentsel tarihinin bozulmamış bir örneği olan bu şehir, geleneksel şehir dokusu, ahşap yığma evleri ve anıtsal yapılarıyla bütünü sit ilan edilmiş ender kentlerden biridir. İnsanoğlunun kültürel – tarihsel sürecine ve yaratıcılığına tanıklık eden özgün bir başyapıt niteliğinde olması sebebiyle UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmiştir.

9. Truva Antik Kenti (Çanakkale) (1988)

Truva, dünyadaki en ünlü antik kentlerden birisidir. Truva’da görülen 9 katman, kesintisiz olarak 3000 yıldan fazla bir zamanı göstermekte ve Anadolu, Ege ve Balkanların buluştuğu bu benzersiz coğrafyada yerleşmiş olan uygarlıkları izlememizi sağlamaktadır. Truva’daki en erken yerleşim katı M.Ö. 3000-2500 ile erken Bronz Çağı’na tarihlenmektedir, daha sonra sürekli yerleşim gören Truva katmanları M.Ö.85-M.S.8. yüzyıla tarihlenen Roma Dönemi ile sona ermektedir. Truva, bulunduğu coğrafi konum nedeniyle burada hüküm süren uygarlıkların diğer bölgelerle ticari ve kültürel bağlantıları açısından daima çok önemli bir rol üstlenmiştir. Homeros tarafından yazılan İlyada destanında tasvir edilen Truva ile kazı bulguları arasında şaşırtıcı benzerlikler bulunmuştur. Bu durum Truva savaşlarının gerçekten yaşandığına dair bir ispat olmuştur.

10. Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi (Edirne) (2011)

İstanbul’un fethinden önce Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan Edirne’nin en önemli anıtsal eseri olan ve şehrin siluetini taçlandıran Selimiye Camii ve Külliyesi, 16. yy.’da Sultan II. Selim adına yaptırılmıştır. Teknik mükemmelliği, boyutları ve estetik değerleriyle döneminin ve sonraki zamanların en muhteşem eseri olan Camii ve Külliye, Osmanlı mimarlarından en önemlisi Sinan’ın Ustalık Dönemi eseri, mimarlık sanatının en görkemli örneklerinden biri ve insanın yaratıcı dehasının bir başyapıtı olarak kabul edilmesi sebebiyle UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmiştir.İnce ve zarif 4 minareye sahip büyük kubbesiyle görkemli Camii, iç tasarımında kullanılan ve döneminin en iyi örnekleri olan taş, mermer, ahşap, sedef ve özellikle çini motifleri ve ince işçilikleri ile kubbe ve kemerlerindeki kalem işleri, mermer döşemeli avlusu ve yapıyla bağlantılı el yazması kütüphanesi, eğitim kurumları, dış avlusu ve arastası ile bir sanat türünün zirvesini temsil etmektedir.

11. Çatalhöyük Neolitik Kenti (Konya) (2012)

İnsanlığın gelişiminde önemli bir evre olan yerleşik toplumsal hayata geçişle birlikte, tarımın başlangıcı ve avcılık gibi önemli sosyal değişim ve gelişmelere tanıklık eden Çatalhöyük Neolitik Kenti, Güney Anadolu Platosunda yaklaşık 14 bir alan üzerinde yer almaktadır. İki höyükten oluşan Çatalhöyük Neolitik Kenti’nin daha uzun olan Doğu Höyüğü, M.Ö. 7400 ve 6200 yılları arasına tarihlenen 18 Neolitik yerleşim katmanından oluşmaktadır. Söz konusu katmanlarda, yerleşik hayata geçişi ve sosyal örgütlenmeyi simgeleyen duvar resimleri, heykeller, rölyefler ve diğer sanatsal öğeler yer almaktadır. Bu özellikleriyle Çatalhöyük, aynı coğrafyada 2000 yıldan fazla bir süredir var olan köylerden kentsel hayata geçişin de önemli bir kanıtıdır.

Çatalhöyük’teki içlerine çatılardan girilen birbirine bitişik evler ile sokağı olmayan yerleşim farklı bir özellik sergilemektedir. Ortadoğu ve Anadolu’da diğer Neolitik alanlar bulunmuş olmasına rağmen, Çatalhöyük Neolitik Kenti, yaşayan toplumun yoğunluğu, kalıntıların boyutu, güçlü sanatsal ve kültürel gelenekler ve zaman içindeki sürekliliğin benzersiz bileşimi ile olağanüstü evrensel değer taşımaktadır. Bu sebeple UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmiştir.

12. Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı (İzmir) (2014)

Helenistik, Roma, Doğu Roma ve Osmanlı Dönemlerine ait katmanları içerisinde barındıran Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı, Kibele Kutsal Alanı, Pergamon (çok katmanlı kent), Tavşan Tepe, İlyas Tepe, Yığma Tepe, İkili, X Tepe, A Tepe ve Maltepe Tümülüsleri olmak üzere dokuz bileşenden oluşmaktadır. Kale Dağı’nın tepesindeki antik Pergamon yerleşimi anıtsal mimarisiyle Helenistik dönem şehir planlamacılığının en iyi örneğini temsil etmektedir. Athena Tapınağı, Trajan Tapınağı, Helenistik dönemin en dik tiyatro yapısı, kütüphane, Dionysos Tapınağı, Zeus Sunağı, Heroon, agora ve gymnasion yapıları bu planlama sisteminin ve dönem mimarisinin en seçkin örnekleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Helenistik Bergama Krallığının başkenti olan kent, önemli bir eğitim merkeziydi. Daha sonra Roma İmparatorluğu’nun Asya Eyaleti başkenti olan Bergama, döneminin en önemli sağlık merkezlerinden Asklepion’a ev sahipliği yapmıştır. Çevresindeki kültürel peyzaj ile birlikte Helenistik ve Roma Dönemlerine ait pek çok istisnai örneği içerisinde barındıran kent, özellikle Roma ve Doğu Roma dönemlerine ait katmanlar üzerinde yayılmış olan Osmanlı dönemi mimarisine ait pek çok cami, hamam, han ve ticari merkez ile de önemini korumuştur. Saydığımız bu özellikleri sebebiyle Kültürel Peyzaj kategorisinde UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmiştir.

13. Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu (2014)

Dünya Miras Komitesinin 38. Dönem Toplantısında Kültürel kategoride Dünya Miras Listesine alınan “Bursa ve Cumalıkızık, Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu” Dünya Miras alanı, Orhangazi Külliyesi ve çevresini içine alan Hanlar Bölgesi, Hüdavendigar (I. Murad) Külliyesi, Yıldırım (I. Bayezid) Külliyesi, Yeşil (I. Mehmed) Külliye, Muradiye (II. Murad) Külliyesi ve Cumalıkızık Köyü olmak üzere altı bileşenden oluşmaktadır. Osmanlı İmparatorluğunun ilk başkenti olarak kurulan ve külliyelerle şekillenen Bursa’nın tarih boyunca sahip olduğu önemli ticari rolü, kentteki büyük hanlar, bedesten ve çarşılarla ortaya konulmaktadır. Hanlar Bölgesi 14. yüzyıldan bu yana kent ekonomisinin kalbi olmuştur. Erken dönem Osmanlı kentine istisnai bir örnek olan Bursa’nın kentleşme modeli, daha sonra kurulan Osmanlı-Türk kentlerine örnek teşkil etmiştir. Cumalıkızık Köyü ve çevresindeki diğer vakıf köylerinin, payitaht Bursa’nın kent merkezindeki hanlar ve külliyelerle ekonomik ilişkileri, Osmanlı’nın bütün kurumlarıyla bir beylikten imparatorluk haline dönüşmesine önemli bir katkı sağlamıştır. Bursa ve Cumalıkızık bugün hala yaşayan ticari kültürü ve kente oldukça yakın kırsal yaşamın devamlılığı ile birlikte erken dönem Osmanlı yaşam şekli ve vizyonuna iyi bir örnek teşkil etmektedir.

14. Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı (Diyarbakır) 2015

Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı; Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri olmak üzere iki ana bileşenden oluşmaktadır. Bölgede hüküm süren medeniyetlerin, kültürlerin ve dönemin ihtiyaçları doğrultusunda şekillenerek özgünlüğünü ve 7 bin yıllık tarihsel varlığını sürdüren Diyarbakır Kalesi, Surları ve Burçları hala orijinal ve özgün kültür varlıkları olarak yaşamakta, Dünya tarihi için önemli bir evrensel miras özelliğini korumaktadır.

Hevsel Bahçeleri, bahçe kültürünün çok önemli olduğu bir coğrafyada yer alan tarihi boyunca halkın kullanımına açık sivil bir bahçe olarak özgün bir değer ortaya koymaktadır. 30’dan fazla uygarlığın izlerini taşıyan bir bölgede 8 bin yıl gibi çok uzun süredir bahçe olarak var olmasıyla, tarımsal değerinin dışında, kültürel ve tarihi olarak da özgün bir yere sahiptir. Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri’nin yaşamsal iş birliği ve Hevsel Bahçeleri’nin oluşturduğu peyzaj, kentin ve aday varlığın binlerce yıldır kesintisiz yaşam sürmesinde, en önemli etkendir.

15. Efes (İzmir) 2015

Dünya Miras Listesine alınan “Efes” Dünya Miras alanı; Çukuriçi Höyük, Ayasuluk Tepesi (Selçuk Kalesi, St. John Bazilikası, İsa Bey Hamamı, İsa Bey Camii, Artemision), Efes Antik Kenti ve Meryem Ana Evi olmak üzere dört bileşenden oluşmaktadır. Antik dönemin en önemli merkezlerinden biri olan Efes, tarih öncesi dönemden başlayarak Helenistik, Roma, Doğu Roma, Beylikler ve Osmanlı dönemleri boyunca yaklaşık 9000 yıl kesintisiz yerleşim görmüş ve tarihinin tüm aşamalarında çok önemli bir liman kenti ve kültürel ve ticari merkez olmuştur.

Helenistik ve Roma Döneminin üstün kentleşme, mimarlık ve dini tarihine ışık tutan simgeleri barındıran Efes’te farklı dönemlere ait en üstün mimari ve kent planlama örnekleri bulunmaktadır. M. Ö. 8. yüzyıla tarihlenen ve Antik dönemin yedi harikasından biri olarak ünlenen kült merkezi Artemision, Hz. Meryem’in İsa’nın annesi olarak kabul ve ilan edildiği 431 tarihli Ekümenik Konsülün gerçekleştiği yer olan Meryem Kilisesi, İsa’nın havarilerinden biri olan ve Yahya İncil’ini Efes’te yazan St. John’ın mezarı üzerine inşa edilen Bazilika gibi Erken Hristiyanlık dönemine şahitlik eden benzersiz eserleri, günümüzde Hristiyanlar tarafından hac mekanı olarak kabul edilen Meryem Ana Evi ve Beylikler döneminde inşa edilen İslam yapıları ile Efes aynı zamanda dini tarih açısından da bugün hala ayakta olan benzersiz bir birikim sunmaktadır.

16. Ani Arkeolojik Alanı (Kars) 2016

Kars ili, Merkez İlçesi sınırları içinde, Türkiye ve Ermenistan sınırında yer alan Ani Arkeolojik Alanı, Erken Demir Çağından 16. yüzyıla kadar yerleşimin sürekli olduğu, Orta Çağ’ın şehircilik, mimarlık ve sanat açısından gelişiminin tüm zenginlik ve çeşitliliğinin bir arada görüldüğü çok kültürlü bir İpek Yolu yerleşimidir. İçkale’de 4. yüzyılda başlayan yerleşim, kapalı kent modelinden açık kent modeline geçişin bölgedeki ilk örneğini belgelemesi bakımından önemlidir. Yerleşimin yoğun ticaret akslarının üzerinde yerleşmesi, ilerleyen zamanlarda çok kültürlü bir ticari merkez olarak gelişmesine neden olmuş, bu da kenti Ermeni, Gürcü, Bizans ve Selçuklu kültürlerinin buluşma noktası haline getirmiştir.

Bu karşılıklı kültürel etkileşimin sonucu olarak ortaya çıkan mimari tasarım fikirleri, inşaat malzemeleri ve teknikleri ve dekorasyon ayrıntıları ise, daha sonra tüm Anadolu’ya ve Kafkasya’ya yayılacak olan Ani’ye özgü bir mimari dilin oluşumuna neden olmuş ve sürekli dönüşen bir kentsel peyzaj içinde özgün mimari anıtlar üretilmiştir. Bu özellikleriyle Ani Arkeolojik Alanı 2016 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kaydedilmiştir.

17. Aphrodisias (Aydın) 2017

Aydın ili, Karacasu ilçesi, Geyre Mahallesi sınırları içinde yer alan Aphrodisias Antik Kenti, Menderes (Meander) Irmağı’nın bir kolu olan Dandalaz (Morsynus) Çayı’nın oluşturduğu bereketli vadide, denizden yaklaşık 600 metre yükseklikte bir plato üzerinde yer almaktadır. Tarih boyunca, içinde bulunduğu nehir havzasının doğal özelliklerinden beslenen kentin Antik Dönem’deki en büyük zenginlik kaynağını ise kentin kuzeyinde, Babadağ eteklerinde yer alan mermer ocakları sağlamıştır.

Yerleşim tarihi MÖ 5. bin yıl ortalarına kadar uzanan Aphrodisias, MÖ 6. yüzyılda küçük bir köy görünümünde iken, MÖ 2. yüzyılda Menderes Vadisi'ndeki yoğun şehirleşme döneminde kent devleti (polis) statüsü kazanmıştır. MÖ 1. yüzyılda Roma ile yakın ilişkilere sahip olan Aphrodisias, daha sonra Roma İmparatoru olarak Augustus unvanını alacak olan Octavian tarafından “Tüm Asya’dan kendime bu kenti seçtim.” sözleriyle koruma altına alınmış ve Roma Senatosu tarafından MÖ 39 yılında vergi muafiyeti ve özerklik gibi ayrıcalıklar tanındıktan sonra hızla gelişmeye başlamıştır.

Aphrodisias’ın arkeolojik önemi, Geç Helenistik Dönemden Roma ve Bizans dönemlerine kadar süren yoğun bir fikir ve değer alışverişini gözler önüne seren, büyük ölçüde mermerden inşa edilmiş yapıların ve bunlarla ilişkili kabartma ve yazıtların istisnai ölçüde iyi korunmuş olmasından gelmektedir. Aphrodisias, MS 1.-5. yüzyıllar arasında bütün Akdeniz dünyasında büyük üne kavuşan, başta Roma olmak üzere, İmparatorluğun dört bir yanında imzalarını taşıyan eserleri bulunan heykeltıraşlar yetiştirmiştir. Mermer ocaklarının kente eşine az rastlanır derecede yakın olması, Aphrodisias'ın mermer heykel sanatı için yüksek kaliteli bir üretim merkezi haline gelmesinin önemli bir nedenidir. Bu özelliği sayesinde Roma İmparatorluğu’nun Asya Eyaleti’nde, dönemin mermer sanatı ve mimarisinin tüm yönleriyle araştırılıp anlaşılmasını sağlayan kentlerden biri olmuştur. Kente adını veren ve kent kimliğinin gelişiminde önemli rol oynayan Aphrodite kutsal alanının ve kentteki özgün Aphrodite kültünün de Akdeniz Havzasında geniş bir alanı kültürel açıdan etkilediği bilinmektedir.

Bu özellikleri nedeniyle, Aphrodisias Antik Kenti yaklaşık 2-3 km. kuzeydoğusunda bulunan antik mermer ocakları ile birlikte 2017 yılında Dünya Miras Listesi’ne kaydedilmiştir.

18. Göbekli Tepe (Şanlıurfa) 2018

Göbeklitepe Arkeolojik Alanı, Şanlıurfa kent merkezinin 18 kilometre kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarındadır. Alan 1963 yılında, İstanbul ve Chicago Üniversitelerinin ortaklığıyla gerçekleştirilen bir yüzey araştırması sırasında keşfedilmiş ve “V52 Neolitik Yerleşimi” olarak tanımlanmıştır. Alanın gerçek değeri, 1994 yılından sonra başlatılan kazı çalışmaları ile ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmalar sonrasında, Göbeklitepe’nin 12000 yıl öncesine uzanan bir kült merkezi olduğu anlaşılmıştır.

Çapları 30 metreyi bulan yaklaşık 20 yuvarlak ve oval yapının ortasında 2 adet “T” biçimli, 5 metre yüksekliğinde, kireçtaşından bağımsız sütun yer almaktadır. Yapıların iç duvarlarında da daha küçük sütunlar bulunmaktadır.

Göbeklitepe ile ilgili bahsi geçen bilimsel veriler, arkeoloji çalışmalarında neolitik dönemle ilgili kuramsal çerçevenin ve tarihlendirmelerin yeniden değerlendirilmesini gerektiren önemli bilgiler vermektedir. Göbeklitepe’nin, konumu, boyutları, tarihlendirilmesi ve yapılarının anıtsallığı ile Neolitik dönem için ünik bir kutsal alan olduğu anlaşılmıştır. Alan, 12000 yıl boyunca doğal çevresi içinde dokunulmadan kaldığından önemli arkeolojik buluntu vermektedir.

Bu 18 ve aşağıda geçici listede yer alan 83 eserin hepsini görme fırsatı elde ettiğim için elbette çok mutluyum. Ülkemizin daha nice zenginliklerini de değerlendirdiğimizde gerçekten nasıl bir muhteşem hazineye sahip toprakların üzerinde olduğumuza binlerce şükrediyoruz. Bu cennet vatanın kazanımında ve bizlere emanet edilmesinde başta Mustafa Kemal Atatürk ve tüm Türk Devlet adamlarını rahmetle ve minnetle anıyorum. Ayrıca ülkemizin aşağıda listede yer alan miras alanları ise UNESCO Dünya Miras Geçici Listesindeki alanlardır.

Listeye Kaydediliş Tarihleriyle Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesindeki Alanları

Kültürel Miraslar:

  1. Karain Mağarası (Antalya) 1994
  2. Urartu ve Osmanlı Eski Yerleşimi Ahlat Mezar Taşları (Bitlis) 2000
  3. Alahan Manastırı (Mersin) 2000
  4. Alanya (Antalya) 2000
  5. Harran ve Şanlıurfa (Şanlıurfa) 2000
  6. İshakpaşa Sarayı (Ağrı) 2000
  7. Konya Selçuklu Başkenti (Konya) 2000
  8. Mardin Kültürel Peyzajı (Mardin) 2000
  9. Selçuklu Kervansarayları Denizli-Doğubayazıt Güzergâhı 2000
  10. St. Nicholas Kilisesi (Antalya) 2000
  11. St. Paul Kilisesi, St. Paul Kuyusu ve Tarihi Çevresi (Mersin) 2000
  12. Sümela Manastırı (Trabzon) 2000
  13. Likya Uygarlığı Antik Kentleri (Antalya ve Muğla) 2009
  14. Perge Arkeolojik Alanı (Antalya) 2009
  15. Sagalassos Arkeolojik Alanı (Burdur) 2009
  16. Eşrefoğlu Camii (Konya) 2011
  17. Hatay, St. Pierre Kilisesi (Hatay) 2011
  18. Aizanoi Antik Kenti (Kütahya) 2012
  19. Beçin Ortaçağ Kenti (Muğla) 2012
  20. Birgi Tarihi Kenti (İzmir) 2012
  21. Gordion (Ankara) 2012
  22. Hacı Bektaş Veli Külliyesi (Nevşehir) 2012
  23. Hekatomnos Anıt Mezarı ve Kutsal Alanı (Muğla) 2012
  24. Niğde'nin Tarihi Anıtları (Niğde) 2012
  25. Mamure Kalesi (Mersin) 2012
  26. Odunpazarı Tarihi Kent Merkezi (Eskişehir) 2012
  27. Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi (Gaziantep) 2012
  28. Zeugma Arkeolojik Alanı (Gaziantep) 2012
  29. Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri (Manisa) 2013
  30. Laodikeia Arkeolojik Alanı (Denizli) 2013
  31. Akdeniz’den Karadeniz’e Kadar Ceneviz Ticaret Yolu’nda Kale ve Sur Yerleşimleri 2013
  32. Anadolu Selçuklu Medreseleri (Konya, Kayseri, Sivas, Erzurum, Kırşehir) 2014
  33. Anavarza Antik Kenti (Adana) 2014
  34. Kaunos Antik Kenti (Muğla) 2014
  35. Korykos Antik Kenti (Mersin) 2014
  36. Arslantepe Arkeolojik Alanı (Malatya) 2014
  37. Kültepe - Kanesh Arkeolojik Alanı (Kayseri) 2014
  38. Çanakkale ve Gelibolu 1. Dünya Savaşı Alanları (Çanakkale) 2014
  39. Eflatun Pınar: Hitit Kaya Anıtı (Konya) 2014
  40. İznik (Bursa) 2014
  41. Mahmutbey Camii (Kastamonu) 2014
  42. Ahi Evran Türbesi (Kırşehir) 2014
  43. Vespasianus - Titus Tüneli (Hatay) 2014
  44. Zeynel Abidin Camii ve Mor Yakup (St. Jacob) Kilisesi (Mardin) 2014
  45. Akdamar Kilisesi (Van) 2015
  46. Aspendos Antik Kenti Tiyatrosu ve Su Kemerleri (Antalya) 2015
  47. Eshab-ı Kehf Külliyesi (İslami-Osmanlı Sosyal Kompleksi)            (Kahramanmaraş) 2015
  48. Mudurnu Tarihi Ahi Kenti: Ahiliğin Tanıkları (Bolu) 2015
  49. Dağlık Frigya (Eskişehir, Kütahya, Afyon) 2015
  50. Stratonikeia Antik Kenti (Muğla) 2015
  51. Uzunköprü (Edirne) 2015
  52. İsmail Fakirullah Türbesi ve Işık Kırılma Mekanizması (Siirt) 2015
  53. Yıldız Sarayı Kompleksi (İstanbul) 2015
  54. Bodrum Kalesi (Muğla) 2016
  55. Sivrihisar Ulu Camii (Eskişehir) 2016
  56. Hacı Bayram Camii ve Çevresindeki Tarihi Alanlar (Ankara) 2016
  57. Sultan II. Beyazıd Han Külliyesi (Edirne) 2016
  58. Nuruosmaniye Külliyesi (İstanbul) 2016
  59. Malabadi Köprüsü (Diyarbakır) 2016
  60. Tuşpa/Van Kalesi, Van Tarihi Kenti ve Höyüğü(Van) 2016
  61. Kibyra Antik Kenti (Burdur) 2016
  62. Yivli Minare Camii (Antalya) 2016
  63. Assos Arkeolojik Alanı (Çanakkale) 2017
  64. Ayvalık Endüstriyel Peyzajı (Balıkesir) 2017
  65. İvriz Kültürel Peyzajı (Konya) 2017
  66. Priene Arkeolojik Alanı (Aydın) 2018
  67. Gaziantep Yeraltı Suyu Yapıları: Livas ve Kasteller (Gaziantep) 2018
  68. Erken Dönem Anadolu Türk Mirası: Danişmend Beyliği Başkenti Niksar (Tokat) 2018
  69. Justinian Köprüsü (Sakarya) 2018
  70. Sarıkaya Roma Hamamı (Yozgat) 2018
  71. Harput Tarihi Kenti (Elazığ) 2018
  72. Anadolu'daki Ahşap Çatılı ve Ahşap Taşıyıcılı Camiiler (Konya-Eşrefoğlu Camii, Kastamonu-Mahmut Bey Camii, Eskişehir-Sivrihisar Camii, Afyon-Afyon Ulu Camii, Ankara-Arslanhane Camii) 2018
  73. İzmir Tarihi Liman Şehri (İzmir) 2020
  74. Koramaz Vadisi (Kayseri) 2020
  75. Zerzevan Kalesi ve Mithraeum (Diyarbakır) 2020
  76. Karatepe Aslantaş Arkeolojik Alanı (Osmaniye) 2020
  77. Beypazarı Tarihi Kenti (Ankara) 2020

 Karma (Doğal ve Kültürel) Miraslar:

  • 78. Harşena Dağı ve Pontus Kralları Kaya Mezarları (Amasya) 2015
  • 79.Güllük Dağı-Termessos Milli Parkı (Antalya) 2000
  • 80. Kekova (Antalya) 2000

       Doğal Miras:

  • 81. Tuz Gölü Özel Doğa Koruma Alanı (Ankara-Konya-Aksaray) 2013
  • 82. Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti (Samsun) 2016
  • 83. Ballıca Mağarası Tabiat Parkı (Tokat) 2019

Bu bağlamda bütün insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen evrensel değerlere sahip kültürel ve doğal varlıkları dünyaya tanıtmak, toplumda söz konusu evrensel mirasa sahip çıkacak bilinci oluşturmak ve çeşitli sebeplerle bozulan, yok olan kültürel ve doğal değerlerin yaşatılması için gerekli iş birliğini sağlamak amacıyla gerek devletimiz bazında gerekse bireysel ve ayrıca sivil toplum örgütleri aracılığıyla çok çalışmaya devam etmeliyiz.
Kültürel miras, insanın tüm zamanlar içerisinde yaşam karşısındaki duruşudur. İnsanı merkeze alan, insan tarafından yaratılan, şekillendiren, insanın elinde iyiye ya da kötüye dönüşebilen çok önemli bir araçtır. Binlerce yıl boyunca farklılıklarla birlikte barış ve huzur içinde yaşama kültürüne sahip olan bu ülkenin insanları tüm dünyaya ve dünya kültürlerine karşı aynı hoşgörü ile yaklaşmakta, kültürel mirasının temel unsuru olarak de hoşgörüyü kabul etmektedir.

Eskiyi yıkacak, yeniyi kuracak olan çocukların özgür, mutlu bir dünyada yaşayacağı güzel günlere umutların hep var olması dileğiyle. Yeryüzü, bize atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık. Gerçekten de “Gözlerde yaş yoksa, ruh gökkuşağına sahip olamaz.”

     Av. Suat ŞİMŞEK

 

Yorumlar (1)

Nursel Özbayrak 4 Yıl Önce

Suat Bey kaleminize sağlık. Gayet aydınlatıcı bir yazı, okurken güzel ülkemin birçok nadidesini görmediğimi fark ettim. Yazınız bana yeni rotalarım belirlememde ışık olacak. Teşekkürler.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.