Opak Lens Uluslararası Tedarikçilerden Birinin Ürünlerini Neden Satmıyor?

Ucuza aldığınızı sandığınız bir ürünün aslında başka bir ürün olduğunu bilseydiniz ne yapardınız?

Opak Lens Uluslararası Tedarikçilerden Birinin Ürünlerini Neden Satmıyor?
Bu haber kez okundu.

Türkiye’de en geniş dağıtım ağına sahip optik ürünleri toptancısı olarak, dünyadaki majör kontak lens üreticilerinden birinin ürünlerini satmama kararımızı bildirdiğimizden beri bu konu tüm optik mağazalar tarafından merak ediliyor.

Merak edilmesini çok doğal buluyoruz. Müşterimiz olan birçok yerel optisyenlik müessesesi tüm ihtiyaç duyduğu ürünleri kendisine en yakın lokasyonda bulunan, hızına ve hizmetine alıştığı toptancısından almayı arzu ettiğinden, uluslararası tedarikçilerden birinin ürünlerini satmayışımızdan huzursuz oluyor. Biz de çalıştığımız optisyenlik müesseselerinin hayatını kolaylaştırmayı elbette çok istiyoruz ama nedenlerimizi duyunca bize hak vereceklerinden de eminiz.

Tabii bir de sektörümüzün, merakını gideremeyip, kendince sebepler uydurup negatif spekülasyonlar üreten başka bir kesim daha var. Sayıca az olsa da ortamı karıştırmayı iş edindikleri için bizim satmayış nedenlerimizin altına kendi hikayelerini yazıyorlar. O zaman da insan ister istemez bulanık ortamlar yaratarak kendilerini saklamak istediklerini düşünmek durumunda kalıyor.

En iyisi artık biz bu duruma bir açıklık getirelim, Opak Lens olarak uluslararası kontak lens tedarikçilerinden birinin ürünlerini neden satmadığımızı tüm optik sektörüne ilk ağızdan bildirelim. Böylece hem müşterilerimiz olan optisyenlik müesseseleri bizi daha iyi anlayacak ve anlayışla karşılayacaklardır, hem de olanları açık açık bildirdiğimizde gereksiz spekülasyonlar ortadan kalkacaktır.

Neden bu firmadan uzaklaştığımızı ve bugün artık firmanın ürünlerini neden satmama aşamasına gelişimizi önce kronolojik olarak maddelemek istiyorum.

Bizi bu firmadan uzaklaştırıp, ürünlerini satmama kararı aldıran sebeplerimiz şunlardır:

  1. Marka ve ürünleriyle tüm dünyada başarılı olmuş uluslararası bu firmanın yerel yönetimindeki yetersiz ve yanlış tutumlar. (Aşağıda sıraladığım tüm maddeler de aslında doğrudan bu tutumlardan kaynaklanmıştır.)
  2. Yasal olmadığı halde internetten online kontak lens satışı yapan sitelere verilen destek.
  3. Reklam yönetmeliğine tamamen aykırı olmasına rağmen aylar boyunca internet sitesi üzerinden kontak lens son kullanıcılarına indirimli ürün alma olanağı sağlayarak, yerel bağımsız optisyenlik müesseselerini haksız rekabete uğratmak.
  4. Türkiye’deki kontak lens ve optik pazarının gelişimine ve büyümesine katkıda bulunmak yerine, yıllık satış hedeflerini tutturmak için bilinçli olarak yurtdışına lens satışı yapan şahıslara ürün temin etmek, paralel ithalata göz yummak.
  5. Uluslararası bu şirketin yerel yöneticilerinin optik sektöründeki derneklerden birinin içinde iktisadi işletme kurma önerisini getirerek, dernek yöneticilerini asli görevlerini yapmak yerine dernek üzerinden ticarete teşvik etme yoluyla optik sektöründe bölünmelere sebep olması
  6. Yine bu uluslararası şirketin yerel yöneticilerinin iş ortaklığı kapsamında sır olması gereken bilgileri üçüncü şahıslarla paylaşması.
  7. Bir gece operasyonuyla ürünlere fiyat zammı yapılması.
  8. Yine yerel yönetimin, kullanıcıların ucuza aldığını sandığı ürünün aslında pahalıya aldığı başka bir ürün olması konusunda gerçekleştirilen sahtecilik karşısındaki tutumu.
Söz konusu firmanın yerel yönetimindeki aksak tutumlar

Opak Lens’in kurulduğu yıldan beri iş ilişkisinde olan bu tedarikçi firmanın uluslararası başarıları, ürününün kalitesi tartışılmazdır. Ancak Türkiye’deki yerel yönetimin birtakım zafiyetleri ortaya çıktıkça, Opak Lens’in bunlara itiraz etmesi, karşı durması ve toplumun göz sağlığı ve optik sektöründeki yerel bağımsız optisyenlik müesseselerinin yararına olacak şekilde yanlışları düzeltmeye çalışması sıkıntı yaratmaya başlamıştır. Opak Lens’in bu tedarikçiden uzaklaşmasının ilk nedeni, birçok hatalı girişimde bulunan yerel yönetimin yanlış tavırlarıdır. Bu kifayetsiz yönetimin doğurduğu boşluklardan faydalanan kişilerin ortaya çıkarak birazdan okuyacağınız konulara kadar gelinmesine neden olmasını çok önceden görmüş, uyarmış ancak sonuç alamamıştık. Bu durumda bu tedarikçiden uzaklaşmaktan başka yapılacak bir şey de kalmamıştır.

Yukarıda sıraladığım maddelerden ilk 6’sı hakkında daha önce çok yazdığım için, o konulara girmeyeceğim. Ancak bugünün gündeminde aslında bizi söz konusu tedarikçiden uzaklaştıran konuların ardından gelen ve “satmama kararı”mıza neden olan 7. ve 8. maddeler var, ben onlar hakkında bilgi vereceğim.

Geceyarısı Saat 01.00’de Bildirilen Fiyat Zammı

Uzun süredir söz konusu tedarikçinin yerel yönetiminin yaklaşımı nedeniyle bu tedarikçiyle iş ilişkilerimizi azaltarak aramıza bir mesafe koymuştuk. Ancak bu firmanın ürünlerini satmama kararını bize ilk düşündüren ve bu kararımızı uygulamaya almamıza neden olan ilk hareket, söz konusu tedarikçinin gece yarısı saat 01:00 civarında ürünlerine zam yaptığının duyurulması ile oldu.

Öncelikle, ülkemizin geçtiği bu sıkıntılı günlerde döviz kurlarını bahane ederek, optisyenlik müesseselerine destek olmak yerine bu ekonomik krizi ticari avantaja çevirmesini kabul edemiyoruz.

Kaldı ki bu hareketi sektör temsilcileri ve dernek yöneticileri ile yurtdışı seyahatinden dönüşlerinin gece yarısından sonra yaparak, bu zammı açıklamaları da bizce çok manidar!

14 yıldır en büyük toptancısı olarak ticaret yaptığınız bir kurumun önceden bildirmeden gece yarısı zam yapması hem etik hem de ticari açıdan uygun değildir. Özellikle büyük montanlı toptancılık iş ve işbirliklerinde ticari olarak bu tür zamların önceden bildirilmesi gerekir ki toptancı stoklarını incelesin ve buna göre stratejisini belirlesin. Gerekli görüyorsa kendi önlemlerini alsın, buradan doğacak faydaları müşterilerine yansıtsın ya da zararlarından müşterilerini korusun.

Eskiden 10-15 gün önceden bilgi verilerek hayata geçirilen zam uygulamasının böyle birdenbire, bir gece yarısı operasyonuyla yapılmasında akla gelebilecek tek bir şey vardır. Bu durumun tüm dünya dillerindeki tek tercümesi; toptancının ve yerel bağımsız optisyenlik müesseselerinin zor durumda bırakılması, ticari olarak zarara uğratılması ve müşterileri ile olan bağının zedelenmesidir. Üstelik bunu yaparken diğer toptan alıcılara zam haberinin aynı şartlarda bildirilmediğini de dikkate alırsanız resmi daha da net bir şekilde görebilirsiniz.

Haksız rekabet ortamı yaratmak, her zaman yasa dışı olmayabilir. Ama her zaman etik dışıdır. Dolayısıyla bu firmanın ürünlerini satmama kararı; hem ticari, hem de etik olarak uygun olmayan bu gece yarısı zammının ticari olarak şirketimizi zarara sokmak amaçlı yapıldığını net olarak gördükten sonra aldığımız bir karardır.

Bardağı Taşıran Son Damla

Ama tek nedenimiz bu değildi ve aslında bizi, aldığımız bu kararı yumuşak bir şekilde uygulamaktan, net ve kesin bir şekilde uygulamaya geçiren olay bundan çok daha vahim, çok daha kötü neticeler verebilecek bir durumdan haberdar olmamızdı. Ve bu konuyla ilgili yazılı uyarıları yapmamıza karşın bu üretici firma yönetiminden bize hiçbir şekilde bir dönüş yapılmaması bu tedarikçinin ürünleri satmama kararımız konusundaki uygulamamızı derinleştirmemize neden oldu.

Şöyle ki; bu tedarikçinin özellik ve fiyat olarak birbirinden çok farklı iki ürünü var. Aralarındaki fiyat farkı iki katından fazla olan bu ürünlerin kutuları da farklı renk ve tasarıma sahip. Ancak gelin görün ki bu iki ürünün içinde bulunduğu blister’ların tasarımı, kalıbı ve boyutu birebir aynı.

Üç ay kadar önce bazı söylentiler kulağımıza gelmeye başladı. İlk duyumlarda ortada sadece bir “sahte ürün” lafıdır gidiyordu. Tam olarak ne olduğunu anlamak mümkün değildi. Kısa bir süre sonra söylentiler şekil değiştirip netleşmeye başladı. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Söylentilerin neye dair olduğunu anlamaya çalışıp bilgi toplarken ekibimizin öğrendiği şöyle bir tanımlamayı duydum ve duyduktan birkaç saniye sonra anlamını idrak ettiğimde gerçekten çok üzüldüm:

“Çok ucuza X model kontak lensi satın alıyorum zannederken, çok pahalıya Y model kontak lens alan kullanıcılar var.”

Sizin de tüyleriniz diken diken olmadı mı?

Daha önce görülmemiş bir sahtecilik olayı! En azından ben görmedim, duymadım.

2012 yılında ülkemizde, yine aynı tedarikçiye ait renkli kontak lens markasının 200 Bin adet sahtesi ele geçirilmişti. O seferki olay farklı idi, orada bir “kopya sahteciliği” yapılmıştı. Bu seferkinde ise kimse oturup kopya lens üretmemiş. Çok daha basit bir yolla ürünleri karıştırmış. İki ayrı ürünün blister’ı da aynı ya, ucuz olan ürünün blister’ındaki folyo kapağı çıkarıp yerine pahalı olan ürünün folyo kapağını monte etmiş. Dış kutular bastırılıp, sahte içerikli blister’lar yerleştirilmiş ve piyasaya sunulmuş.

Özel bir işçiliğe gerek kalmadan, uzun uzadıya kontak lens üretimine girmeden, sadece bir folyo kapak değişimi yaparak ve matbaadan karton kutu bastırarak az maliyet ve az işçilikle çok kazanç getiren bir sahtecilik işlemi…

Kutuyu alan kişi ucuza aldım diye seviniyor, sonuçta dioptrisi aynı ama ürün göz hekiminin deneme yapıp, reçete ettiği üründen çok farklı. Yine aynı tedarikçinin ürünü ama başka bir kalite ve özellikte bir ürün.

Ucuza aldım diye sevindiği ürün, aslında pahalıya aldığı başka bir ürün

Bu tip alengirleri düşünen ve uygulayan uyanık kişiler, akıllarını ve zamanlarını insanlarımız ve ülkemiz yararına olacak bir şeylere kullandıkları gün hayatımız değişecek ama bu ne zaman olur bilmiyorum.
Konumuza dönersek; söylentileri takip ederek, bu işi kurcalayıp detaylarını öğrenmemiz biraz zaman aldı. Ama öğrenir öğrenmez hemen iki aksiyon aldık.

İlk olarak gece yarısı yapılan fiyat zammına karşı kendimizi korumak amacıyla başlattığımız ve uygulamada çok da kesin bir tavırla yürütmediğimiz bu tedarikçinin ürünlerini satmama konusundaki tavrımızı hemen keskin bir şekle çevirdik. Bu ürünler başta olmak üzere bu tedarikçiden yaptığımız toptan alım satımı durdurduk. Bu arada piyasadan birkaç numune ele geçirip, yapılan sahteciliğin resmi kanıtlarını topladık.

İkinci bir aksiyon olarak hemen resmi yoldan söz konusu tedarikçinin Etik Kurulu’na yazı yazarak bu konunun incelenmesini talep ettik, tespitleri yaparak önüne geçilmesini sağlamalarını istedik. Sektöre ve halka duyurarak mağdurların bulunup uyarılması ve piyasaya yayılmış ürünlerin tamamen toplatıldığına emin olunması gerektiğini düşünüyorduk.

Bu resmi yazımızın üzerinden yaklaşık 2 ay geçti. Konuyla ilgili bize hiçbir cevap gelmediği gibi sektöre ya da halka duyurulan bir bilgi de olmadı. Doğal olarak hala üzerinde çalışılıyor olabileceği düşüncesiyle beklemeye devam ettik.

Ancak son aldığımız duyumlar neticesinde anlıyoruz ki bu tedarikçi firmanın yönetiminden bir cevap beklemek beyhude olacak. Bazı çevrelerden aldığımız bilgiye göre bu tedarikçi firmada, geçtiğimiz günlerde binlerce ürün imha edilmiş!

Her şeyi bir yana koyduğunuzda; iş ilişkilerindeki, ticari ilişkilerdeki olumlu, olumsuz yaklaşımları bir kenara bıraktığınızda, taraf olarak değil de, tamamen objektif bir bakış açısıyla bu olaya baktığınızda sizin de içiniz sızlamıyor mu? Sağlık ürünü imal eden, sağlık ürünü pazarlaması yapan bir firmanın toplum sağlığını ilgilendiren bir konuda ticareti ikinci plana koyup, sağlığı öne çekerek daha duyarlı olması gerekmiyor mu? İşte bu da uluslararası arenada büyük ve haklı bir isim yapmış bir firmanın marka ve ürünlerinin yerel yönetim tarafından örselenmesinin bir örneğidir.
Ve tam da bu noktada, şimdiye dek iş etiği kuralları çerçevesinde sadece söz konusu tedarikçi firmanın Etik Kurulu’na aktardığımız bu bilgiyi, bu aşamadan sonra saklamanın değil, tam tersine paylaşmanın gerekli olduğunu görüyoruz.

Öncelikle; insan sağlığını hiçe sayarak tehlikeye atan, insanları kandırıp onların güveni üzerinden para kazanan sahtekarları kınıyoruz!

Bu sahteciliği düşünen, uygulayan, destek veren, fark edip göz yuman, üç kuruş kazanacağım diye iş birliğinde bulunan herkesin bulunarak kamuoyunun önüne çıkarılmasını, yaptıkları bu akıl almaz sahtecilik nedeniyle yasaların getirdiği cezalara tabi tutulmasını arzu ve talep ediyoruz.

İşbu yazım ile ilk amacım; bir yandan çoğunluğu hizmet verdiğimiz müşterilerimizden oluşan sektörümüze kendi tutumumuzun nedenlerini aktarmaktı. İkinci amacım ise bu konuyu çözmeyen, ya da sahte ürünleri imha yoluyla çözdüğünü düşünerek yazılı olarak bize, sektörümüze ve kamuoyuna bilgi vermeyen bu tedarikçi şirket hakkında sektörümüzün tanıklığı önünde suç duyurusunda bulunmaktır. Ayrıca yine resmi bir yazıyla bu sahtecilik olayını bildirdiğimiz Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihazlar Kurumu’nu konuyu incelemek üzere bir kez de bu yazıyla göreve davet ediyorum.

Biz OPAK LENS olarak ticaretimizde neye mal olursa olsun, ÖNCE SAĞLIK, SONRA TİCARET ilkesi ile kamuoyuna net bir bilgi verilene kadar söz konusu tedarikçinin ürünlerini satmama kararımızın aynen devam edeceğini bildirir, müşterilerimiz olan yerel bağımsız optisyenlik müesseselerine anlayışları için tekrar teşekkür ederiz.

UNUTMAYIN;

GÖZ MİLYONLAR KAZANDIRIR, MİLYONLAR GÖZ KAZANDIRMAZ.

Saygı ve sevgilerimle,

H. Erol Harbi
Opak Lens Yönetim Kurulu Başkanı
 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.