Optik Gazete

Billur Group CEO'su Ali Silelioğlu ile "Özel Röportaj"

Gündem

Billur Group (Billur Optik&Saat, Billur Optik İthalat, Billur Yapı Mühendislik ve Mimarlık) CEO’su Ali Silelioğlu ile optik sektörü üzerine keyifli bir röportaj yaptık.


Ali Bey’e gazetemizi kırmayıp, yoğun temposunda bize ayırmış olduğu vakit ve röportaj için teşekkür ediyoruz.

1976 yılından beri perakendeci kimliği ile hizmet veren ve 2012’de ithalat yaparak dağıtıma başlayan firmanız Billur Optik, Muğla’da bulunan İnan Optik A.Ş.' ‘nin satın alınmasıyla birlikte imalatçı firmalar arasında yerini almıştır. Bu kararınızın nedenlerinden ve geçiş sürecinden söz eder misiniz?

1976 yılında perakende sektöründe faaliyete geçen Billur Optik; sektördeki tecrübesini, pazarın ihtiyacını ve kullanıcının isteklerini dikkate alıp, sektörel ihtiyaçlara yönelik projeler üreterek, tedarikçiler ve üreticiler arasında “Kazandıran Firma” olarak konumlandı.

Pazar ihtiyaçları konusunda perakende geçmişimiz bize büyük tecrübe sağlıyor. Sektördeki ihtiyaçlar belli olduğu için, bizde bu ihtiyaçları hedefimiz olarak belirliyoruz ve hedefe ulaşacağımız yolları inceleyip karar veriyoruz. Yüksek katma değer oluşturacak ürünler yapmaya çalışıyoruz. Bu anlamda BILL’S, Hipster ve Immigrant markalarımız müşterilerimiz tarafından çok beğenildi ama bu bizim için yeterli değil.

Özellikle makro ekonomi yani ülkemiz ekonomisi, sonrasında mikro ekonomi yani optisyenlik müesseseleri ve son kullanıcıya değer veren herkesin kazanmasını hedefleyen, katma değer yaratan ve kazandığı maddi manevi tüm birikimler ile yeni projeler üreten, yenilenen ve sürekli büyüme hedefleyen şirket yapısı ile yolumuza devam edeceğiz.

Bu bağlamda, sektörümüzde yerli imalatın yetersiz ve yalnız kaldığını düşünerek üretime odaklandık.



Bu büyük atılımın size ve bugünkü optik sektörüne etkileri konusunda bilgi alabilir miyiz?

Türkiye’de üretim yapmak zor iş, bir de gözlük üretme çabasında iseniz bu çok daha zor. Rakibiniz; Çin oluyor, ülkeye sokulan kaçak gözlükler oluyor. Oysa esas olması gereken her türlü üretimin ülkemizde yapılarak, yine bu ülke insanına menfaat sağlaması olmalıdır.

Biz ülke ekonomisine ithalatla fayda sağlayamayız. Bu ancak cari açığımızı yükseltir, istihdamı düşürür. Biz ülkemize üreterek, istihdam yaratarak ve ihraç ederek faydalı oluruz. Gelişemeyelim diye, Türk insanına üretmeyi değil, al – sat yapmayı layık gördüler. Siz üretmeyin ne gereği varcılığa alıştırdılar. Bence artık Türk girişimcisinin uyanma vakti geldi de geçiyor. Ülke olarak kalkınmanın tek yolu üretimden geçiyor. “AL–SAT” değil “YAP–SAT” yapacağız, hedef koyacağız ihracat yapacağız ve insanlarımız ile ülkemize faydalı olacağız. Bizler kendi sektörümüzde bu adımı attık ve atmaya da devam edeceğiz.

Satın almış olduğunuz Opban, Opban Lux ve Pino markalarının üretim sürecinden ve pazardaki yerinden bahseder misiniz?

Opban ve Pino’nun dönüşünü bekleyen çok perakendeci vardı. Bir noktada bağımlılığı olan markalardı bunlar. Yıllarca bizde kendi mağazalarımızda bu markaları güvenle sattık. Şimdi bu 40 yıllık alışılmışlığın sırtımıza yüklediği bir yük var. Kendimizi henüz, hedeflediğimiz Opban kalitesine ulaşmış saymıyoruz, daha iyisini yapacağız. Müşterilerimizin beklentilerini fazlasıyla karşılayan koleksiyonlar oluşturacağız. Silmoİstanbul fuarında onlara sürprizlerimizde olacak.

Özellikle şunu belirteyim ki daha önce yapılmayanları yapmak istiyoruz, inşallah da yapacağız.



Peki, bünyenizde bulunan markaların dağıtımı devam edecek mi? Gelecek konumlamaları nasıl olacak? Yerli üretiminizle gelecek olan yeni markalardan bahsedebilir misiniz?

Tabii ki devam edeceğiz ve hatta koleksiyonlarımızı genişleterek, yeni distribütörlükler alarak pazar payımızı büyüteceğiz. Bu distribütörlükler bizim imalat kabiliyetimizi de geliştiriyor ve zihnimiz sürekli yenileniyor. Yeni markalarımızın lansmanını Silmoİstanbul fuarında yapacağız.  

Sizce optik sektörünün imalat kanadının Türkiye’deki gelişimi nasıldır?

Sektörümüzde ki en büyük sıkıntı rakiplerimiz, yani uzak doğu ile rekabet yapamayışımızdan kaynaklanıyor.

Tabi bunun için bir takım korunma araçlarına ihtiyacımız var. Ama her şeyden önemlisi müşterilerimizin korumasına ve desteğine ihtiyacımız olduğudur. Bu çok uzun ve derin bir konu, ama özetle yerli imalatın devlet ve tüketici tarafından desteklenmesi gerekliliğidir diyebilirim.

Şundan emin olabilirsiniz; Türk malı gözlükler Çin malı ürünlerden daha kalitelidir.


Önümüzdeki dönemlere ilişkin planlarınızdan bahseder misiniz?

Önümüzdeki süreçte hem iç pazarda hem de dış pazarda kendi sektörümüz adına etkin bir rol alacağız. Tüm oyun planımızı “YAP-SAT” üzerine kurgulayacağız. Üreteceğiz, gelişeceğiz ve yenileneceğiz. Yatırımdan ve AR-GE’den vazgeçmeyeceğiz. Ancak bu yolda kesinlikle ama kesinlikle devletimizin ve tüketicilerimizin desteğine ihtiyacımız olacak.

Son olarak Optik Gazete aracılığı ile okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir mesajınız var mıdır?

Optik Gazete’ye sektörümüze yaptığı hizmetlerinden dolayı sonsuz teşekkürler. Sık sık sizlerle sohbet etmek isterim. Müşterilerimize de bize gösterdikleri ilgi ve alakadan dolayı sonsuz teşekkürler. Fuarda mutlaka herkesi Salon: 10 ve A / 2 numaralı Stand Alanımızda ağırlamak ve görmek istiyoruz.




 

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.