“Türk Tipi Katarakt“

Göz hastalıklarına dikkat!

“Türk Tipi Katarakt“
Bu haber kez okundu.

Op. Dr. Özer Kavalcıoğlu, göz tansiyonu ve glokom arasındaki farkı ve tedavi süreçlerini anlattı.

 

Göz tansiyonunda ortalama değer 20 mm civarıdır. 20'nin üzerine çıkan tansiyon için göz tansiyonu denebilir ancak her göz tansiyonu glokom değildir. Bunu glokom olarak adlandırabilmek için görme sinirinde ispatlanır bir hasar ve görme alanında bir kayıp olması gerek.


Tansiyonunuz çıkıyor fakat görme alanında bir problem yoksa bunun adı göz tansiyonudur.


"Her göz tansiyonunu tedavi etmek zorunda değilsiniz ama sıkı bir şekilde takip etmek zorundasınız. Çünkü göz tansiyonu glokoma dönüşebilir." diyor Op. Dr. Kavalcıoğlu. Ama her glokomu tedavi etmek zorundasınız, glokomun takibi diye bir şey söz konusu değildir.

 

BELİRTİ FARKLARI YOK

 

Göz tansiyonu ve glokomun belirti farkı yoktur. İkisinin de hiçbir belirtisi olmayabilir ya da pek çok belirtiyle karşılaşabilinir. Göz tansiyonu ve glokom pek çok hastalığı taklit edebilir. Bu yüzden mutlaka baş ağrıları söz konusu olduğunda göz tansiyonu da akla getirilmelidir.

 

GLOKOM GÖZÜN EN TEHLİKELİ HASTALIĞI

 

Retina yırtığı, katarakt, sarı nokta hastalığı... Hepsinin tedavisi var. Ancak göz tansiyonunda hastalar görme duyularını kaybederler. Göz tansiyonu riski olan, olmayan herkes göz muayenesine mutlaka yılda 1 kez gitmelidir.


Glokom gözün en tehlikeli hastalığıdır. Araştırıldıkça, körlüklerin çoğunun sebebi glokom olduğu görülüyor. Türkiye'de ve dünyada körlüklerin sebebi artık nerdeyse glokom yüzündendir.

 

DİYABETİKLER DİKKAT!

 

Diyabet glokom olanlarda daha çok görülür. Diyabetle beraber göz tansiyonu çok daha tehlikeli ve tedaviye dirençlidir ve körlükle sonuçlanma olasılığı çok daha yüksektir.

 

TÜRK TİPİ KATARAKT

 

Dr. Özer Kavalcıoğlu asistanlığınızın ilk yıllarında yurtdışında karşılaştığı bir söylemi anlatıyor: ''Türk Tipi Katarakt''


"Almanya'da ve Avrupa'da en kötü durumda gelen hastalar Türk hastalarmış. Bir makine mühendisi. 60'lı yaşlarda. Genç yaşta katarakta yakalanmış. Yoğun alkol kullanımı var. Hiçbir şey görmüyor. Korktuğundan ışığı kaybedinceye kadar beklemiş. İşte Türk Tipi Katarakt."


"Kataraktta yakın görme düzelir, yalancı miyopi çıkar ortaya. İkinci bahar diyoruz buna. Böyle olunca da kötü kataraktlar, iyice sertleşmiş Türk tipi kataraktlar geliyor. O kataraktla cerrahi yapmaya kalktığınızda ''Ameliyat oldum ama gözüm daha kötü oldu'' hastaları artıyor. Bu yüzden bir an önce 'Türk tipi katarakt' ortadan kalkmalı. Görmeniz %50'nin altına düştüğünde, kataraktınız sertleştiğinde görme azalmasa bile, günlük şikayetleriniz başladığında (arabanın plakasını görememe, alt yazıyı görememe, renkleri ayırt edememe, gece araba kullanamama) uygun zamanda Türk tipi katarakt oluşturmadan doktora gitmekte fayda var."

 

TEDAVİ SÜRECİ

 

"İnsanların ihtiyaçları değişik. Hasta geliyor. Gözüm kaşınıyor diyor. Görmesinin %95'ini kaybetmiş. Sadece %5 görüyor ve bundan şikayet etmiyor. Halbuki artık lazerle katarakt cerrahisi 3 dakika! Göze enjeksiyon yapılmıyor. Dikiş kullanılmıyor. Ağrı, sızı yok. Hemen evine dönüyor. Ertesi gün uçak yolculuğu yapıyor. Bir hafta sonra havuza denize giriyor."

 

LAZER OPERASYONLARDA RİSK VAR MI?

 

"Biz lazeri korneaya yapıyoruz. Kornea, 550 mikrometre, yarım milim kalınlığında bir doku. Bunun 50 mikromuna yapıyoruz. Gözünüze kalem çarpınca veya tırnak batınca kör mü oluyorsunuz? Olmuyorsunuz, aynı şey aslında.Gözün içine girmiyoruz.


Lazer bir ışıktır. Lazer ışığıyla göze hiç dokunmadan yüzeyi buharlaştırıyoruz. Lazer olmuş bir insanın lazer olmamış bir insanla riskleri aynıdır. 'Lazer oldum, gözüme kalem çarparsa kör olurum.' söz konusu bile değil.


Amerika'nın FDA adlı bir kuruluşu var Avrupa'da yapılan pek çok uygulama Amerika'da yasaktır, FDA onayı almadığı için. Amerika'da her yıl bir milyon kişiye lazer yapılıyor. Avrupa'da her yıl 500 bin kişiye lazer uygulaması yapılıyor. Neden Amerika örneğini veriyorum? Bizden çok daha sıkı kuralları var. Bu işlem FDA onayı almış bir işlem. Artık biz bunun 20 yıl, 30 yıl sonraki sonuçlarını biliyoruz. 10 gün sonra ne olacağını bilmiyorum demek şehir efsanesi."

 

MASA BAŞI ÇALIŞANLARA TAVSİYELER

 

Pek çok insan masa başı çalışıyor. Çalışmasa bile herkes telefon, tablet vb. kullanıyor. Bu da uzun vadede göz yaşı fonksiyonlarını bozuyor ve gözde kızarıklık, baş ağrısı gibi şikayetlere yol açıyor. Op. Dr. Özer Kavalcıoğlu, masa başı çalışanlara tavsiyelerde bulundu.


- Göz kırpma sayımızın bir frekansı olmalı. Bu frekans sıklığının altına düştüğü anda göz, dış etkilere daha uzun süre maruz kalıyor ve gözyaşı buharlaşıyor. Kızarma, batma, takılma, kapakta düşme, kapakta küçülme, yorgunluk hissi ortaya çıkıyor. Bu da gözün parlaklığının azalmasına, ışığının sönmesinin, göz altında torbalamalara sebep oluyor.


- Gözlerimizi ovaladığımızdan göz altı torbaları oluşuyor. Ne kadar çok ovalarsak o kadar çok eskitiyoruz, morartıyoruz. Cildi inceltiyoruz. Kapağımızı sarkıtıyoruz. Hem estetik hem de fonksiyonel olarak olumsuzluk yaratıyoruz.


- Uzağa, ufka baktığımıza rahatlarız. Çünkü göz içerisindeki tüm kaslar gevşer. Ancak yakın mesafeye baktığımızda göz içi kaslar çalışır, odaklanan kaslar sürekli kasılır. Bilgisayar başında olanlara her yarım saatte bir ofisin en uzak köşesine birkaç dakika bakmalarını, gözlerini dinlendirmelerini öneriyorum. Göz kırpma sayınız normale gelsin.Göz içi kaslarınız gevşesin.


- Uzun süre okuyan, loş ışıkta okumaya çalışan insanlarda kaslar kasılı kalır. İnanılmaz baş ağrılarıyla gelir hastalar. Az görülür ancak görüldüğünde de berbat bir durumdur.


- Mümkünse, ayarlayabiliyorsak ışık arkadan ve tepeden gelmelidir. Önden gelen ışıkla göz mücadele eder, ekstra bir yorgunluğa sebep olur.


- Bilgisayar başında, masa başında geçirdiğimiz her yarım saatte bir ufak aralar verilmesi tavsiye edilir.

 

Kaynak : bursadabugun.com


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.