Meşru Gaye Dışında Ekonomik Faaliyet Gösteren Derneklerin Hukuki Sorumluluğu

Derneklerin Ticari Faaliyetlerde Bulunması Ne Kadar Etik?

Meşru Gaye Dışında Ekonomik Faaliyet Gösteren Derneklerin Hukuki Sorumluluğu
Bu haber kez okundu.

MEŞRU GAYE DIŞINDA EKONOMİK FAALİYET GÖSTEREN DERNEKLERİN HUKUKİ SORUMLULUĞU
 
Türk Medeni Kanun’un 56. maddesinde tanımı yapılmış olan “Dernekler”: “… en az yedi gerçek kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır.”
 
Dernekler, ortak bir amaç çerçevesinde bir araya gelen insan topluluklarının oluşturmuş olduğu hükmi şahsiyetlerdir. Amaç derneklerde zorunlu unsurdur. İdeal amaçlar dışında dernek kurulamayacağı gibi, bu amaç hukuka ve ahlaka aykırı da olamaz. Ayrıca derneklerde paylaşılan kazanç değil, amaçtır.
 
743 sayılı Medenî Kanun’da, “Gayesine erişmek için ticarî şekilde icrayı sanat eden bir cemiyet, kendisini sicile kaydettirmekle mükelleftir” hükmüne yer verilmişti (EMK. m.54/2)  Böylece, eski ismiyle cemiyetlerin, belirli, ortak ve ideal amaçlarına erişmek için ticari işletme açmasına, bu işletmenin ticaret siciline kayıt ettirilmesi kaydıyla açıkça izin verilmişti.
 
Yargı kararları, yerleşmiş içtihatlar ve açık kanun hükmü gereğince, bir derneğin ticari faaliyette bulunsa dahi, bu faaliyetin ana gayesinin ve hizmet ettiği unsurun derneğin tüzüğünde belirlemiş olduğu meşru amaca yönelik bulunduğu ortak kabuldür. Dernek bu yönüyle tam bir tacir gibi davranamaz, kazanç paylaştıramaz, tacir sıfatını taşımasının TMK ve TTK gereği üçüncü kişilerin haklarını korumak esasına dayandığının kabulü gerekmektedir. Çünkü dernek, maddi değil manevi çıkarlar sağlamak amacıyla bir araya gelmiş insanların emeklerinde hayat bulur. Ve derneklerde amaç, kurucuların ve sonradan üye olanların nihai olarak ulaşmak istedikleri gayedir; bu gaye öyle bir gayedir ki maddi vasıtalarla ulaşılamaz ancak yardımlaşma ve dayanışma yoluyla ulaşılabilir.
 
Açıklandığı üzere TMK’da derneklerin ticari faaliyette bulunmalarına yönelik hüküm bulunmamasına rağmen, Dernekler Kanunu’nda ve Dernekler Yönetmeliği’nde derneklerin yurt ve lokal açması özel hükümlerle düzenlenmiştir. Bu hüküm, derneklerin amaçlarına ulaşmak için ticarî işletme açmasına olanak tanımasa da izne tabi olarak yurt ve lokal açmalarına hukukî temel teşkil etmektedir. Yine TTK’da, Dernekler Yönetmeliği’nde ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nda derneklerin hangi şartlar altında ticari faaliyette bulunabilecekleri sıkı şartlara tabi olarak düzenlenmiştir.
Bu hususta ortaya çıkan sorun derneklerin nihai amacı ve iktisadi amaç kavramlarını anlamaktır. Mevzuatımızdaki düzenlemeleri beraber düşündüğümüzde, düzenlemelerin dernekleri; ekonomik amaç uğruna nihai amacından sapmasından korumaya yönelik olduğu çok açıktır. Dar anlamda ekonomik amaç, pay sahiplerinin mameleki menfaatlerini tatmin eder. Gayesine erişmek için ticari şekilde sanat icra eden cemiyetlerin gayesi idealdir, üyelerine kâr sağlamak değildir. Bunların ticari faaliyeti gayeye yeterli maddi vasıtayı temin etmek içindir. Derneğin gayesine yarar maddi menfaati aşan kazanımları, dernek amacına aykırılık teşkil edeceği için fesih sebebidir. Bu halde duruma göre dernek ya kendiliğinden sona erecek yahut ilgililer tarafından Mahkemeden derneğin feshi istenebilecektir. (TMK md. 87-89)
 
Hangi tüzel kişiliklerin tacir sayılacağı ise TTK’nunun 16. Maddesi ile düzenlenmiş olup, bu maddenin amir hükümlerine göre Ticaret Şirketleri, Dernekler, Vakıflar ve Kamu Tüzel Kişiliğine haiz teşekküllerce ticaret gayesi ile kurulan kurum ve kuruluşlar (KİT) tacir sayılmaktadır.
 
TTK – MADDE 16 Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.
 
Tacir tarafından işletilen ticari işletmenin, bizatihi kendisinin hukuki bir varlığı yoktur. Önemli olan işletmeyi kendi adına işleten kimsenin yani tacirin kim olduğudur. Bu yönüyle Derneklere baktığımızda, Türk Ticaret Kanununun yukarıda tam metni verilen 16. Maddesine göre yasal olarak tacir olarak kabul edilen kişilik, Dernek tüzel kişiliğinin bizzat kendisidir. Dernekler tarafından kurulun İktisadi işletmelerin tüzel kişiliği olmadığı gibi derneklerin iktisadi işletmeleri kanunen tacir sayılmamakta, tacir sıfatı ve ticari faaliyetlerden doğan sorumluluklar, asıl tüzel kişiliğe haiz olan derneğe verilmektedir. Derneklerin kazanç gayesi ile kurucu veya ortak olarak katılıp ticari faaliyet yürüttükleri Ticaret Şirketleri ile Derneklerin kendi bünyelerinde kurdukları iktisadi işletmeleri birbirlerinden tamamen farklı olup,
 
– Derneklerin kurucu veya ortak oldukları ticaret şirketlerinde derneğin sorumluluğu sermayesi oranında olduğu halde Derneklerin iktisadi işletmelerinde derneğin tam sorumluluğu vardır.
 
– Derneklerin kurucu veya ortak oldukları ticaret şirketleri, ayrı bir tüzel kişiliğe haiz olduğundan kendi başlarına karar alıp dernekten bağımsız faaliyet yürütebilir iken, Dernek İktisadi işletmelerinin ayrı bir tüzel kişiliği bulunmadığından dernekten bağımsız hareket edemezler.
 
Dk. m. 1'de de açıkça belirtildiği gibi, her dernek mutlaka bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulur. Bu amaç tektir. Derneklerin birden fazla amacı olamaz. Buradaki amaçtan maksat, derneği kuran üyelerin amacı değil, dernek tüzüğünde yazılı olan amaçtır MK. m. 53 "Siyasi, dini, bedii, hayrii cemiyetler ile eğlence, idman cemiyetleri ve asıl gayesi iktisadi olmayan diğer cemiyetler nizamnamelerinde cemiyet olarak teşekkül arzusunu izhar etmekle şahsiyet iktisap ederler" hükmüyle amaç çeşitlerini tadadi olarak saymıştır. Amaç, MK. m. 45'e aykırı olmamalıdır.
 
Derneklerde asıl amaç ideal gayenin gerçekleştirilmesidir. Yukarıda da belirttiğim gibi MK. m. 53, ideal gayelere örnekler vermişken, DK. m. 1, örnek yoluna gitmemiş, genel sınır olarak, kazanç paylaşma yasağını getirmiştir.  İdeal gayeler, siyasi, dini, ilmi, bedii, hayrii, eğlence ve idman gibi iktisadi olmayan gayelerdir. Gerçekleşme       imkânı bulunmayan amacın kabulü halinde, derneğin varlığı söz konusu olmayacaktır            .Derneklerin asıl gayesi iktisadi olamaz. Buradaki iktisadiden amaç, kazanç gayesidir. DK. m. 1'de, derneklerin ancak kazanç paylaşma dışında kurulabileceği açıkça belirtilmiştir. Kazanç paylaşmak amacıyla kurulan birlikler, dernek değil, şirkettir. Bunlar TTK. ve BK. hükümlerine tabi olurlar "Ancak, asıl gayeleri kar, kazanç paylaşmak olmamakla beraber amacına erişmek için iktisadi hatta ticari faaliyette bulunan dernekler kurulabilir"  Örneğin bir spor derneğinin yüzme havuzu işletmesi, etyemezler derneğinin etsiz yemek yapan lokanta açması vb. gibi. Etyemezler Derneği, kendi üyeleri için açtığı lokantanın dışardan da rağbet gördüğünü ve kar getirdiğini görerek, birden çok yerde etsiz yemek üreten lokanta açıp, işi kar elde etme amacına yöneltmesi halinde, dernek, derneklik vasfını yitirir ve bir şirket halini alır, bu durumda gaye iktisadi olmuştur.
 
Kazanç paylaşımı dışında ve kişi birlikteliği esas alınarak kurulan dernekler, kuruluş amaçları itibari ile ticari faaliyetlerde bulunamazlar. Ancak derneklerin, tüzüklerinde belirledikleri amaçlarına ulaşmaları için gereksinim duydukları gelirleri temin etmek maksadı ile ticari bir faaliyet yürütmelerine bir engel bulunmamaktadır.
 
Dernekler, kendi hükmi şahsiyetlerinden ayrı mütalaa edilmesi mümkün olmayan şube, dernek sandığı ve iktisadi işletmelerinin tüm mal, hak ve alacaklarının sahipleri oldukları gibi bu birimlerinin borç ve yükümlülüklerinden de tam sorumludur.
 
Netice itibariyle, hukukumuzda derneklerin gösterdikleri iktisadi faaliyetlerin dernek amaçlarını aşıp aşmadığı, hukuka aykırılık taşımadığı hususu oldukça mühimdir. Ticari faaliyetleri sıkı izin şartlarına tabi olan derneklerin salt tacir gibi davranabileceklerini düşünmek hukuk mantığı ile bağdaşamaz. Kanuna uygun gaye ile örgütlenmiş bir derneğin, lokal, yurt, lokanta, aşevi, yahut benzeri işletmeler açması ve üyelerine amaçları doğrultusunda yardımlarda bulunması uygun karşılanırken, derneklerin ticarileşmesi, adeta kartel gibi örgütlenerek ticari hayatın bir süjesi haline gelmesi kabul edilemez ve derneğin feshi gerekir. Bu durumda Derneğin amacı, kanuna veya ahlâka aykırı hâle gelmiş olur ve Cumhuriyet savcısının veya bir ilgilinin istemi üzerine mahkeme, derneğin feshine karar verir. Mahkeme, dava sırasında faaliyetten alıkoyma dâhil gerekli bütün önlemleri alır.
 
Dernekler tarafından haksız rekabete meydan verilmesi halinde dernek yöneticilerinin cezai sorumluluğu söz konusu olabilecektir.
 
İşbu hususlar gözetilmeden gerekli faaliyetleri dışında ticari manada aksiyon alan ve bu manada ticari faaliyette bulunan derneklerin feshinin mümkün olduğunun da bilinmesi gerekmektedir.
 

Av. Suat ŞİMŞEK

Kaynakça: TMK, DK, Doktrin İncelemeleri, Yargı Kararları
 
 
 
 
 
 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.