Her 2 Kişiden Biri Kuru Göz Hastalığına Sahip!

Kimi zaman üzüntüden kimi zaman da sevinçten gözyaşı dökeriz. Duygularımıza eşlik eden bu birkaç damla gözyaşının aslında çok önemli işlevleri bulunuyor. Gözyaşı eğer vücut tarafından salgılanmazsa gözde yanma, batma, yabancı cisim hissi gibi birçok olumsuzluğu beraberinde getiriyor. Tedavi edilmeyen kuru göz hastalığı ileride görme kaybına kadar gidebiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Dr. Bekir Sıtkı Aslan, kuru göz hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Her 2 Kişiden Biri Kuru Göz Hastalığına Sahip!
Bu haber kez okundu.

Gözyaşının En Önemli Görevi Kayganlığı Sağlamak
 
Göz kapaklarının içindeki bezlerden salgılanan gözyaşının, göz kapağı ile gözümüzün sürtünmesine bağlı sorunlara engel olmak gibi çok daha önemli bir işlevi bulunmaktadır. Farkında olmadığımız bu salgılar kornea ön yüzünde ‘gözyaşı film tabakası’ adıyla andığımız bir tabaka oluşturur. Bu tabaka üstte yağ altta müsin ve ikisinin arasında sıvı gözyaşından oluşur. Göz kapağımız belli bir ritimde örneğin dakikada 20 defa açılıp kapandığında gözyaşı gözde homojen olarak dağılır ve göz küresi ile göz kapağı arasında sürtünmeye bağlı sorunları da ortadan kaldırmış olur. Gözyaşının yeteri kadar salgılanmaması ise önemli bir durumla karşı karşıya olduğumuz anlamına gelmektedir.
 
Kişi Rahatsızlığı Olduğunu Fark Edemeyebiliyor
 
Toplumun yüzde 40’ında kuru göz problemi görülmektedir. Neredeyse her 2 kişiden birisinde görülen bu hastalık herkeste bulgu vermez. Yanma, batma, yabancı cisim hissi, gözde çapaklanma, sabah ilk uyanıldığında gözü açmakta zorlanma, akşam saatlerinde yorgunluktan göz kapaklarını açma isteğinin azalması gibi belirtileri olabilmektedir.
 
Kuru Göz Hastalığının Pek Çok Nedeni Var
 
• Alerjik ve bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle göz kapaklarındaki bezler görevini yapamazsa, salgılar göze ulaşamaz. Dolayısıyla gözde dokusal değişiklikler ve buna bağlı kuru göz hastalığı gelişebilmektedir. 

• Korneada olan değişiklikler pek çok önemli problemin habercisidir. Korneada, yani gözün öndeki bombe kısmında olan değişiklikler zamanla kontrol edemeyebileceğimiz görme kayıplarına neden olabilmektedir. 

• Kuru göz gelişiminin bir diğer nedeni ise yine vücudumuzdaki mukozalarda salgıları kontrol eden hormonal mekanizmalardır. Bu gelişme özellikle adet dönemlerini noktalamak üzere olan kadınlarda sık karşılaşılan bir durumdur. 

• Kuru göz, bağışıklık sistemimizi tutan sistemik hastalıklarda da ortaya çıkabilmektedir. 

• Çevre kirliliği ve gözün zararlı ışıklara maruz kalması kuru gözün ortaya çıkması için diğer nedenlerdir.

Kuru göz hastalığı tedavi edilmezse kontak lens kullanımında sıkıntı olabilir. Bir katarakt ameliyatı söz konusu ise bu ameliyatta uzak ve yakını gösteren ileri teknoloji lenslerin takılması doğru olmaz ve en önemlisi konforlu bir yaşam olası değildir. Onun için bu kişilerde kuru gözün tedavi edilmesi sadece hasta konforu açısından değil, göz fonksiyonu açısından da olmazsa olmaz bir yaklaşım olmalıdır.
 
Bilgisayar Kullanmak Kuru Göz Hastalığına Neden Oluyor
 
Uzun süre bilgisayar kullanımının yan etkilerinden biri de göz kırpma refleksini azaltmasıdır. Bilgisayar kullanırken gözlerimizle çoğunlukla kırpmadan hep aynı noktaya bakarız. Kişi bilgisayarda oyun oynuyorsa göz kırpma refleksi iyice azalır. Göz kırpma refleksi azalınca gözyaşı homojen olarak dağılmaz ve kuru göz bulguları ortaya çıkar. Gözyaşının homojen dağılımına engel olacak kapak şekil bozuklukları da dahil olmak üzere her mekanizma sonucunda kuru göz ile karşılaşılabilmektedir.
 
 
Tedavide İlk Aşama Ayrıntılı Göz Muayenesi
 
Kişi yanma, batma ve gözlerde kuruma hissinden yakınıyorsa mutlaka bir göz doktoruna görünmelidir. Kuru göz hastalığı tanısı konulduğunda buna neden olan faktörler araştırılmalıdır. Kapaklarda bir iltihap ya da immünolojik sistemde bir sorun olup olmadığına bakılmalıdır. Kuru göz tablosu aşırı buharlaşmayla mı alakalı, yoksa sadece gözyaşı yapımındaki eksiklikten mi kaynaklanıyor, bunlar ayrıntılı bir şekilde ayrıştırılmalıdır.

Ayırıcı tanı için bir dizi tetkik gerekir. Gözyaşı miktarının ölçülmesi, gözyaşı kırma zamanının belirlenmesinin yanında gözde iltihap olup olmadığı bir testle saptanmalıdır. Gözyaşı osmolarite testi, tanıda çok yardımcıdır. Kornea topografisi çekilerek kuruluk adacıkların değerlendirilmesi, kapakta salgı yapan meibomium bezlerinin görüntülenmesi karar vermede çok yararlı olmaktadır. Gözyaşı tabakasının oluşmasında eksik olan parametre tespit edildikten sonra tedavi yöntemi belirlenmektedir. Tedavi hasta uyumunu da gerektiren uzun soluklu bir süreçtir.
 
Kaynak: Sanal Basın
 
 
 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.